Rıfat Kutlu, AK Parti saflarında kendinden emin ve hızlı yükselişi ile dikkat çeken isimler arasına adını yazdırdı. 30 yaşında AK Parti’nin İBB ve Silivri Belediye Meclis üyesi ayrıca muhalefetin grup sözcüsü. Kutlu, siyaset yaşantısı ve bakış açısını Hürhaber İmtiyaz Sahibi Sevginar Uygun’un sorularına verdiği cevaplarla ortaya koydu.
Sevginar UYGUN: Rıfat Kutlu kimdir?
Rıfat KUTLU: 1984 yılı Iğdır doğumluyum. Lise eğitimimi Kocaeli Endüstri Meslek Lisesi’nde gördüm. Akabinde Sivas’ta Cumhuriyet Üniversitesi Jeofizik Mühendisliğini bitirdim. Aynı zamanda Anadolu Üniversitesi Dış Ticaret Bölümü mezunuyum. Askerlik vazifemi Adıyaman Özel Jandarma Harekât taburunda jandarma eri olarak yaptım. Vatani görevimden sonra iş durumlarımız nedeniyle bir dönem Ambarlı’daki aile şirketinde dış ticaret üzerine çalışmalar yaptım. Daha sonra Silivri’de kendi mesleğimle ilgili mühendislik ofisini kurdum, yaklaşık 5 yıldır çalışmalarımı yürütmekteyim.
"SİYASETE ATILMAMA İKİ OLAY NEDEN OLDU”
Sevginar UYGUN: Siyaset maceranız nasıl başladı?
Rıfat KUTLU: Recep Tayyip Erdoğan’ın Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde özellikle Pınarhisar Cezaevi’ne atıldığı süreç biraz da yaşımızın ergen olması dolayısıyla muhafazakâr demokrat damarımızın kabarmasına vesile oldu. Birlikte hareket ettiğimiz birçok büyüğümüzle o dönemki Büyükşehir Belediye Başkanımız Pınarhisar Cezaevi’ne atıldığında camlarımıza ‘o şimdi cezaevinde’ diye yazılar yazmıştık. Ki o zamana kadar en azından şahsım Recep Tayyip Erdoğan’ın hiçbir mitinginde ya da programında bulunmamıştım bile. O bizde bir bilinçaltı oluşturdu. Yine lise dönemimizin 28 Şubat sürecine denk gelmesi siyasi konulara girmemize vesile oldu. 28 Şubat hadisesi yaşandığında lise 2’deydik. Bize, ‘Meslek Liseleri bundan sonra üniversiteye giremeyecekler’ demişlerdi. YÖK tarafından bir kat sayı problemi çıktığı söylendi. İmam Hatip Liseleri ve Endüstri Meslek Liseleri dâhil olmak üzere almış olduğu puanlar kendi bölümlerinin öğretmenlikleri hariç diğer bütün bölümlerde 0,2 ile çarpılacak dolayısıyla bu da Meslek Lisesi ya da İmam Hatip mezunu bir öğrencinin üniversiteye girebilmesi için soruların neredeyse tamamına yakınını doğru olarak cevaplaması lazım. O zaman, ‘Bu katsayı problemi neden çıktı?’, ‘İmam Hatipler niçin kapatıldı?’ noktalarında bir araştırmaya girdik ve derken kendimizi bir siyasi akımın içinde bulduk. Siyasete girmeme genel olarak iki etken söz konusu olmuştur. O dönemki Büyükşehir Belediye Başkanımızın cezaevine girme sürecinin bizde bıraktığı iz ve 28 Şubat’taki kat sayı adaletsizliğine karşı direnme biçimi siyasete girmeyi tetikledi.
2002 yılında Sivas’ta üniversite öğrencisiyken son iki yıl AK Parti Sivas İl Gençlik Kolları Başkanlığı Cumhuriyet Üniversitesi Üniversiteler Komisyonu’nda yer aldım. Çok aktif faaliyetlerde bulunmadık. Üniversitenin şenliklerinde, yaz kamplarında, konserlerde stant açma varsa İl Gençlik’in üniversite öğrencileriyle ilgili bir çalışmasıyla ilgili aktivitelerde bulunduk.
2006 yılında da Silivri’de aktif olarak siyasete başladık. Üniversiteyi bitirmemin dönüş arifesinde İlçe Teşkilatına kaydımızı yaptırdık. O zamanki Gençlik Kolları Başkanı Bayram Üstündağ’dı… Gençlik Kollarına kaydolarak bir dönem gençlik kolları yönetim kurulu üyeliği sonra 3-4 ay kadar da Dış İlişkiler Birim Başkanlığı yaptım. Üstündağ Başkanımızın görevi bırakmasından sonra kongrede Gençlik Kolları Başkanlığına aday oldum. Açıkçası aday sürecimiz biraz da çalkantılı oldu. O dönem iki liste çıkma durumu vardı ama AK Parti’nin teamül ve siyaset kültüründe genelde bu tarz durumlara pek fırsat verilmiyor. O süreçte de bunu çok isteyen ve peşinde koşan bir yapıda değildik. İl Başkanlığı’nda İl Gençlik Kollarımızın, İl Teşkilat Başkanımızın o günkü görüşmelerinde uygun isim biz bulunduk. Ve 2007 yılında Gençlik Kolları Kongresi’nde İlçe Gençlik Kolları Başkanı oldum. Daha sonra 2011 yılında yeniden Gençlik Kolları Başkanlığına seçildim. İki dönem yaklaşık 6 yıl Gençlik Kolları Başkanlığı yaptım. Metin Karakaş’ın İlçe Başkanlığı döneminde son Ocak Kongresi’nde Başkanımızdan gelen teklifi değerlendirerek ana kademede Teşkilat Başkanlığı görevine seçilmiş oldum. Metin Karakaş’ın ilk atandığı dönem bana yine böyle bir teklif gelmişti sağ olsun kendisinden. Ama o dönem Gençlik Kolları’nda siyaset yapmayı daha uygun buldum. 6 yıl gibi uzun sayılabilecek bir dönemin ardından kongre süreci ile birlikte yönetim kademesine geçmiş oldum.
"AK PARTİ’NİN SİYASET POLİTİKASI HER YERDE AYNI SİSTEMDE”
Sevginar UYGUN: Bundan önceki süreçte yoğunlukla Teşkilat içinde görev yaptınız ama yeni görevinizle birlikte Silivri’yi daha geniş kapsamlı değerlendirmeniz gereken bir noktada durduğunuzu düşünüyorum. Buna göre çizginizde bir değişiklik oldu mu?
Rıfat KUTLU: AK Parti’de siyaset yapmak hakikaten kişiye çok büyük sorumluluk yüklüyor. Bunu diğer partileri küçümsemek manasında söylemiyorum. AK Parti’nin kendi içerisindeki otokontrol mekanizması en az çalışmayı öngören ya da kendince az çalışarak zaman doldururum düşüncesindeki insanı bile çalıştırıyor. Bugün belediye meclis üyesi kimliğimiz bizim Silivri’ye hâkim olmamızı sağladı/sağlamadı mı ya da genel manada Silivri’nin bütün sorunlarını müşahede etme imkânı oluşturdu mu diye baktığımızda biz zaten eskiden de buna şahittik. Silivri’de ya da Hakkâri Yüksekova’da da siyaset yapılmış olsa AK Parti’nin siyaset kültürü hemen hemen aynı ölçüdedir. Tabi o bölgenin hassasiyetlerine bağlı olarak bir takım açılım ve değişiklikler söz konusu olabilir ama siyaset politikası Türkiye’nin bütün il ve ilçelerinde aynıdır.
"OY VERSE DE VERMESELER DE TÜM SİLİVRİLİLERİN HAK VE HUKUKUNU SAVUNMAK MECLİS ÜYELİĞİ SORUMLULUĞU”
Sevginar UYGUN: Meclis üyeliği nasıl bir şey?
Rıfat KUTLUU: Siyasetin her kademesi insana ciddi sorumluluklar yüklüyor. Teşkilat kimliğimiz bize sadece kendi teşkilat mensuplarımızla alakalı sorumluluklar yüklüyordu. O teşkilatın seçilmiş bir ferdi olarak öncelikle teşkilatı ilçede bir başarıya kavuşturmak, hak ve hukuklarının karşılığını vermek adına bir mücadelemiz vardı. Ama meclis üyeliği kimliği Silivri’nin bütün seçmenini kapsayan bir sorumluluk. Bize oy veren/vermeyen, teveccühle bakan, küfreden de, fark etmeksizin eğer Silivri’de yaşayan insanların refahına dokunacak bir çalışma varsa siyasi ideolojiyi bir kenara bırakarak toplumsal fayda noktasında düşünerek o sorumluluğu üstümüze almış oluyoruz. Teşkilatta sorumluluk kapsam açısından belki daha dar. Meclis üyeliğinde daha geniş kitlelere göre değerlendirme yapmak lazım. Coğrafi olarak Silivri sınırlarında yaşamını sürdüren herkesin, bizlere oy verse de vermeseler de hak ve hukukunu savunmak sorumluluğu meclis üyeliği.
"BU MİLLETİN GÖNLÜNE HİZMETLE GİRECEĞİZ; GİRMİYORSAK DA HİZMETLE GİRECEĞİZ”
Sevginar UYGUN: 2014 seçimlerinde ne oldu da AK Parti kaybetti / CHP kazandı?
Rıfat KUTLU: Demokrasi kültürüne, gücüne inanan ve buna saygı duyan bir siyasi partiyiz. 2014 belediye seçimlerinde CHP’nin Silivri seçmeni tarafından tercih edilmesine bir meclis üyesi hem de o dönem teşkilat mensubu olarak da saygı duyuyorum. Oluşan tercih meselesi doğru/yanlış mıdır, biz olsak daha mı iyi/kötü olurdu tartışmasına girmeden öncelikle demokrasiyi içine sindirme gücüne kavuşmuş kişiler olmalıyız. Yani bugün Recep Tayyip Erdoğan TC’ye seçilmiş Cumhurbaşkanı ise onu seçenin de seçmeyenin de cumhurbaşkanıdır diye düşünüyorum. Ben oy vereyim ya da vermeyeyim Özcan Işıklar, bir önceki dönem Hüseyin Turan, Selami Değirmenci Silivri’nin seçilmiş bir insanıysa hepimizin Belediye Başkanı. Şahsa olmasa bile o kurumsal sıfata saygı duymak zorundayız. 2014 seçimlerine Teşkilat olarak 2011 Kongresi’nden itibaren çok yoğun bir şekilde belediyeyle alakalı süreçlere ve alt çalışmalara Metin Karakaş başlamıştı. Hedefimizde ‘İlla belediye AK Partili olacak’ diye bir şey yoktu. Öyle olmuş olsaydı bir önceki dönemde AK Parti’yi tercih etmeyen Silivri halkına karşı çok daha farklı bir siyaset politikası da güdebilirdik. 2009 seçimlerinden sonra bile Büyükşehir’in imkânlarıyla dere ıslah çalışması neredeyse bitme aşamasına geldi, köylerdeki asfalt çalışmaları bitirildi, okullara yardımlar yaptık, atık su tünelleri yapıldı… Şu anda 3 bölgede biyolojik arıtma tesisleri yapılıyor. Yani burası bize oy vermedi, ayağımızı sürte sürte siyaset yapalım düşüncesinde olmadık. Hala teşkilat mensubu, meclis üyesi arkadaşlarımız ve İlçe Başkanımızla bir araya geldiğimizde Büyükşehir ayağıyla söylüyorum; üzerimize düşen çalışmaları masaya yatırıp düşünüyoruz. Yoksa yan gelip yatmasını da biliriz.
Silivri halkı ne oldu da CHP’yi tercih etti bizi tercih etmedi tartışmalarına girersek çıkılmaz bir kuyunun içine girmiş olacağız. İdeolojik bir tercih mi yapıldı, hizmete mi oy verildi, Büyükşehir Yasası dolayısıyla köylerin tepkisinden kaynaklı bir süreç miydi gibi birçok faktör var seçmenin oy verip vermemesiyle alakalı. İktidar olsak da olmasak da Cumhurbaşkanımızın dediği gibi birinci önceliğimiz hizmet. Bu milletin gönlüne hizmetle gireceğiz. Girmiyorsak hizmetle gireceğiz. Oy vermese bile iyilik yap denize at, balık bilmezse halik bilir anlayışıyla elhamdülillah Silivri'de seçilmesek ve yine Büyükşehir bizde olsa aynı çalışmaları aynı şevkle yapmış olacağız.
"MUHALEFETTE DE İKTİDAR ANLAYIŞIMIZDA DA TOPLUMUN REFAHI VE HUZURU SÖZ KONUSU”
Sevginar UYGUN: Yeni dönemde meclis gündemini renklendiren farklı bir süreç başladı sizinle birlikte. AK Parti Grup Sözcüsü olarak Özcan Işıklar ile giriştiğiniz polemiklerden bahsediyorum. Bu süreç nasıl ilerleyecek? Siyasetin yanı sıra sakinlik ve soğukkanlılığınızla sanki bir psikolojik savaş veriyorsunuz zaman zaman…
Rıfat KUTLU: Bence psikolojik savaş değil. Bir insan ifade etmek istediklerini sakinlikle dile getirebiliyorsa doğru şeyleri söylüyordur diye düşünüyorum. İnsan inanmadığı, zorla savunmak zorunda kaldığı şeyleri genellikle çok daha hızlı bir sinir psikolojisine kapılarak ifade eder diye düşünüyorum. Sakinliğimin savunduğum şeylerin doğruluğundan kaynaklandığını düşünüyorum. Mizaç olarak, yapımdan da kaynaklanan bir sakinlik durumu söz konusu olabilir.
Muhalefet yapma kültürü iktidarın ortaya koymuş olduğu bütün tez ve çalışmalara karşı durmak değildir. Toplumsal olarak muhalefet yapma kültürümüzün gelişmesi gerektiğini düşünüyorum. 12 yıllık bir iktidar döneminde CHP’yi TBMM’de sırf AK Parti’nin çıkarmış olduğu bir yasaya ya da ortaya koyduğu teze muhalefet yapılsın düşüncesiyle toplumun faydasına zararına, yanlışına doğrusuna olan her şeye karşı ‘Hayır, istemiyoruz. Muhalefet ediyoruz!’ anlayışını Silivri’de yapmamaya çalışıyoruz. Muhalefet anlayışımızda da iktidar anlayışımızda da bu toplumun refahı ve huzuru söz konusu. Körü körüne muhalefet etmiş olsak Aydın Üniversitesi’ne üniversitelerle alakalı bu kadar beceriksizlik yaşan- masına rağmen hayır derdik. Stratejik anlamda Silivri’nin 4 yılını planlayan ve içi boş olan stratejik plana hayır derdik. Körü körüne muhalefetlik yapmış olsak 156 Milyon TL’lik Silivri Belediyesi’nin bütçesini, Silivri’yi bugünden daha farklı bir noktaya taşıyamayacağı ortada olmasına rağmen hayır derdik. Ama biz iyi niyetlerle burada bir takım şeyler yapılmaya çalışılsın, takipçisi olalım eğer bu tarz noktalarda Silivri halkının hakkını çöpe atacak bir çalışma varsa buna muhalefet edelim dedik. Geneldeki yanlış muhalefet tarzından AK Parti olarak memnunuz. Ama onların yaptığı hatayı yerelde sürdürmeme kararlılığı içindeyiz.
"SİLİVRİ 2009’DA BIRAKTIĞIMIZ GİBİ”
Sevginar UYGUN: Muhalefet tarzınızı anlattınız peki karşınızda nasıl bir iktidar var?
Rıfat KUTLU: Silivri Belediyesi 2009 yılından bugüne kadar mevcut Başkan ve ekibi tarafından yönetildi. Silivri ufak bir yer. Bir çivi çaksanız binlerce insan bunu görür. Millet demek ki hizmet yaptığımızı görüyor ki oy verdi manasına taşımadan şunu ifade etmek istiyorum; 6 yıllık hizmet döneminde bir Silivri Belediyesi’ni düşünün bir de 2004-2009 arasındaki 5 yıllık hizmet dönemini düşünün.
O iki çalışma arasındaki farklılıkları tek tek masaya yatırdığınızda şu anda mevcut belediyenin Silivri’de ne yapıp yapmadığını zaten görmüş oluyorsunuz. Bir 2009’un bir de 2014’ün fotoğrafını çekin, Silivri aynı Silivri. Sadece belki festival sayısında bir artış oldu onun dışında Silivri’ye hizmet noktasında yapılan somut bir çalışma yok. Temizlik hizmetleri gibi belediyenin rutin görevlerinden söz etmiyorum. "Ben temizlik hizmeti yapıyorum. Halkımın yüzde 90'ı bundan memnun" diyen bir başkanın belediyecilikten anlamadığını düşünüyorum. 2009’da da 2014 seçim kitapçığında da aynı projelere yer verilmiş. Bakıyorsunuz hala bir adım kat edilmiş değil. Silivri’nin çıkışına bir sürü tabela dikildi, ‘Kültür Merkezimiz hayırlı olsun’ diye. Bunu merakla bekliyorum.
Silivri’nin birinci ihtiyacı da budur diye düşünüyorum. Sayın Başkanın ilk seçildiği dönemde, ‘Gerekirse belediyenin bahçesinde çadırda kalırdım ama o Kültür Merkezi’ni yapardım!’ söylemleri hala kulağımda. 6 yıl bir zaman geçti. Eğer ilçeye bir Kültür Merkezi yapmadıysan kusura bakmayın çöpleri toplamakla ben belediye başkanıyım demenin kişide uyandıracağı çok ciddi bir belediyecilik izlenimi olmaz.
Sosyal projeleriyle bir belediyenin övünebilmesi için belediyelerin önce teknik anlamdaki çalışmaları tamamlamış olması lazım. Yani örnek veriyorum; bir konser vermek için stant kuruyor, vidalama sistemini ayarlıyor, ses sitemlerini hazırlıyorsunuz eğer bunlar olmazsa kuru kuruya bir sanatçıya parke taşın üstünde halka konser verdiremezsiniz değil mi? Silivri AK Parti Belediyeciliği döneminde bu teknik çalışmalarını zaten hemen hemen bitirmiş bir belediyeydi. Alt yapısı, devlet hastanesi, adliyesi, belediye başkanlığı binası gibi birçok çalışma zaten bizim dönemimizde bitmişti. Eğer bugün kültürel ya da sosyal belediyecilikten söz ediliyorsa bahsettiğimiz Kültür Merkezi olmazsa olmaz. Nerede? Yok. Gençlerin Silivri’de bir sosyal aktivitesi yok. Genç kesimin hafta sonu tercihi İstanbul’un farklı ilçeleri oluyor. Ama ben gençlerimiz kültür ve spor merkezi olan, sevgilisiyle, eşiyle birlikte gidip tiyatro izleyebileceği bir Silivri’de olsun isterdim.
Kültür Merkezi bizim hizmet tacımızdı. Burada devlet hastanesini, adliyeyi, belediye binasını, doğalgazı getiren bir siyasi partinin Kültür Merkezi’ni yapmayacağına kimse inanmazdı zaten. Diğer hizmetlerin yanında çerez kalırdı bizim için.
"KİMSE PEYGAMBER DEĞİL”
Sevginar UYGUN: Hiç yanlış olarak gördüğünüz söylem veya kararları olmadı mı AK Parti'nin?
Rıfat KUTLU: Her siyasi iktidarın muhakkak bir takım yanlışları vardır. Hiç yanlış yapmıyoruz desem yalan söylemiş olurum. Haşa kimse peygamber değil, Recep Tayyip Erdoğan da değil. Her insan veya siyasi iktidarın bir takım yanlışları vardır. Bu ülke geçmiş iktidarları da gördü, geçmiş siyasetçileri de biz gördük. En basitinden ben 28 Şubat sürecini anlattım belki bir başkası 1999 ekonomik krizinden, Tansu Çiller döneminden bahsedecek. Mevcut iktidarı bunlarla kıyasladığınız zaman el üstünde tutulacak bir siyaset ve hizmet anlayışı olduğunu düşünüyorum. Ama münferit, şahıslara bağlı ya da siyasi iradeler ekseninde yanlışlıklar yapılmıştır. Bunların da körü körüne tuttuğumuz parti diye arkasında durmamak lazım. Mesela ben bu ülkede asgari ücretin hala çok aşağı seviyelerde olduğuna inanan birisiyim. Ve hükümet olarak da bu konuda çok başarılı olmadığımızı düşünüyorum.
SİLİVRİ’YE BAKIŞ
Sevginar UYGUN: Silivri gözünüzde nasıl bir yer?
Rıfat KUTLU: Büyükşehir gözüyle Silivri’ye bakıldığında Silivri’yi iki farklı şekilde değerlendirmek lazım. İnsan yoğunluğu ve coğrafya büyüklüğü bakımından. Nüfus yoğunluğu bakımından Silivri İstanbul’un herhalde bu noktada az nüfusa sahip ilçelerinden birisi. Genelde siyasette süreç; yapacağım hizmetten günlük/yıllık kaç vatandaş faydalanır hesabı ile yapılır. Bu hesapla Silivri’ye baktığınızda Silivri hak ettiğinden çok fazla hizmeti AK Parti döneminde almış.
Ama coğrafya olarak kıyasladığınızda Silivri İstanbul’un bakir ilçelerinden bir tanesi. Burada iyi bir siyasi politika güdülürse hem Büyükşehir hem ilçe belediyesi adına iyi bir planlama çalışması yapılırsa Silivri İstanbul’un yıldızı olabilecek bir ilçe konumunda. Yatırıma, planlamaya çok açık. İstanbul’un birçok ilçesi bu noktada neredeyse son nefesini alıyor diyebiliriz. Bu kadar imkâna sahip olmasına rağmen maalesef Silivri’de çok iyi çalışmalar yapılmadığı kanaatindeyim.
DİNİ HOŞGÖRÜ VURGUSU
Sevginar UYGUN: Fener Rum Patriğinin Silivri ziyaretine aynı zamanda din turizminin geliştirilmesine nasıl bakıyorsunuz?
Rıfat KUTLU: Bir Müslüman sıfatıyla sürece hoşgörü çerçevesinde bakılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü hoşgörü ve tevazu İslam dininin en temel hareket biçimlerindendir.
Özellikle son bir iki haftadır Silivri kamuoyunu meşgul eden Fatih Mahallesi’ndeki restorasyon çalışmasını ifade edecek olursak bir parantez açmamız gerekiyor. Yine İslam dinimizin hoşgörü çerçevesinde değerlendirerek ifade ediyorum.; restorasyon çalışması bana göre yapılmalı. Din ve kültür turizmi noktasında fayda sağlayacağını düşünüyorum. Çok turist çekmeyebilir, dini faaliyetlerde gerçekleşmeyecek belki ama bir şekilde hoşgörü penceresinden baktığınızda olması gayet doğal. Ama bunu değerlendirirken bu ilçede önce kendimizle alakalı süreçleri de masaya yatırmamız lazım. Bugün bir Hristiyan/Ortodoks kilisesinin Silivri’deki restorasyon çalışmasını bir taraftan göz önünde bulunduruyorum. Belediye Başkanının ifadelerini de tam duymadım ama herhâlde bu çalışmaya yakında başlayacak diye düşünüyorum. Hoşgörü çerçevesinde buna karşı değilim ama belediye bütçesi ve çalışması açısından öncelikler bunlar değil. Sayın Başkanın kendisi temel atma töreninde ifade etmişti. Bektaşi geleneğinin Silivri’de yaygınlaşması için bir Cem Evi temel atma töreni yaşadı. Oraya AK Partililer olarak bizler de katıldık. Her mikrofonu eline alan hükümeti ve AK Parti’yi eleştirmesine rağmen konuşmamın başında bahsettiğim hassasiyetlerimizden sebep inadına kalkmayalım inadına oturalım dedik. Başkan da o zaman çıktığında, ‘Ben Bektaşi geleneğinden gelen bir insanım’ dedi. Gidin bir fotoğraf alın, temelin atıldığı günle bugün arasında bir çivi dahi çakılmış değil. Eğer öyle bir kaynak oluşturulacaksa ben isterim ki önce Cem Evi’ne oluşturulsun.
Kış ayları geldi. Bizim hemen ön tarafımız eski devlet hastanesiydi, tapudaki eski yeri de cami olarak geçiyor. Metin Karakaş’ın İlçe Başkanlığı döneminde ‘Burayı cami yapalım’ dedik. Cuma namazında Silivri’deki camileri gezin, insanlar karın yağmurun altında ibadet etmek durumunda kalıyor. Bunu cami sayısını çoğaltarak da sağlayabiliriz ama restorasyon parasıyla kapalı alan oluşturabiliriz. Piri Mehmet Paşa Cami restore ediliyor. Edilmeden önceki halinde de insanlar dışarıda namaz kılıyor. Eğer bir iyileştirme çalışmasına başlanacaksa önce Fatih Mahallesi’ndeki camiden başlamak lazım diye düşünüyorum. Önce kendi gelenek ve inancımıza ait olan restorasyon çalışmalarını yapalım daha sonra şahsım adına söylüyorum o restorasyon çalışmalarının yapılmasının yanlış olacağını düşünmüyorum.
"YABANCI DİL ÖĞRENMEK İSTERDİM”
Sevginar UYGUN: Zamanı geri döndürme imkânınız olsa neyi değiştirmek isterdiniz?
Rıfat KUTLU: Mevcut hayatımdan gayet memnun ve mutluyum. Zamanı geriye alma şansım olmuş olsa belki okul tercihim ve ihmal ettiğim kişisel gelişim girişimlerim noktasında atılımlar yapardım. Yabancı dil öğrenmek içimde ukde kaldı. Sahip olduğum eşimden, arkadaşlarımdan, işimden, siyasi konumumdan, sağlığımdan çok memnunum. Yabancı bir dilimin olmasını isterdim.
"İLÇE BAŞKANI TEŞKİLATA HAKİM OLACAK, SİYASETİ CANLANDIRACAK BİRİ OLMALI”
Sevginar UYGUN: Önümüzdeki süreçte bir İlçe Başkanlığı davanız var. AK Parti’nin Silivri’de nasıl bir İlçe Başkanına ihtiyacı var?
Rıfat KUTLU: AK Parti’de İlçe Başkanlığı yapmış olan herkesi tanırım. Herkeste benim siyasi büyüğümdür. Vural Sönmez Başkanı dönemi hariç diğer bütün ilçe başkanlıkları döneminde bu teşkilatın içinde aktif olarak çalışıyordum. Tülay Kaynarca’nın, Halit Girgin’in, Ender Gezici’nin, Metin Karakaş’ın, Dilek Demiral’ın İlçe Başkanlığını birebir görmüş ve yanlarında çalışmalara katılmış birisiyim. Tüm bu süreçleri göz önünde bulundurduğumda kimsenin bu göreve başarısız olmak için talip olmadığını düşünüyorum. Öncelikle bugüne kadar görev yapmış tüm başkanlarımıza bir teşkilat mensubu olarak teşekkür ediyorum. Parti bayrağını havada tutma gayret ve çabaları için. Bazı ilçe başkanlarımız şanslı kimileri şansız, zor zamanlarda görev yaptılar. Bütün ilçe başkanlarımızın birbirinden daha değerli ve özverili çabaları ile sürece destek sunma gayreti içinde olduklarını söylemek, bunu birebir tecrübe etmiş biri olarak, mümkün. Bugünkü ilçe başkanlığı beklentisi de teşkilatını sahiplenecek, tabandan tavana kadar tüm mensupları üzerinde hakimiyet kurabilecek aynı zamanda Silivri'de siyaseti yeniden canlandırabilecek, harekete geçirebilecek biri olması ortak temennimiz. Tabi bunları ifade ederken, mevcut ilçe başkanımız bunları sağlayamıyor mu? Kesinlikle değil. Bütün gayretleriyle bu süreci zaten devam ettiriyor. Ama bundan sonra gelecek ilçe başkanımızın önünde üç yıllık uzun bir zaman dilimi söz konusu. Bu vakit içerisinde teşkilat dinamitlerini ayakta tutmak ve bir sinerji oluşturmak ilçe başkanının birinci tercihidir diye düşünüyorum. Bu kadar uzun zaman teşkilatın sinerjisini ayakta tutmak zor iş. Teşkilatımız çok güçlü elhamdülillah bütün mahallelerde üyesi bulunan bir partiyiz. Bir iktidar partisiyiz ve sorumluluklarımız çok. Seçilecek her arkadaşımızın arkasında durmak da teşkilat olarak birinci vazifemiz. Şahıs olarak ben olsam da Hüseyin Turan olsa da, Bulut Banazılı da olsa aynı teveccüh duyulur diye düşünüyorum. O harekete adım atan arkadaşın düşünce yapısı çok önemli. Adayım diye harekete geçen arkadaşların da aklındaki düşünceleri hayata geçirecek siyasi hayatı olur temennisiyle bu sorunuzu cevaplandırmak istiyorum.
"EN KALİTESİZ ZAMANIMIZ BİZE KALAN”
Sevginar UYGUN: Kendinize ayırdığınız zamanlarda ne yapmaktan hoşlanırsınız?
Rıfat KUTLU: Hayatımızda kendimize ayırdığımız vakitler en kalitesiz yaşadığımız zamanlar diyebilirim. Siyaset ve iş hayatımızdan arta kalan çürük zamanı kendimize ayırıyoruz. Eşim ve ailemin diğer fertleriyle kendime ayırdığım zamanları değerlendiriyorum. Tiyatroya gidiyorum desem yalan olur. Fiziksel ve zihinsel yorgunluk bize geriye çok bir şey bırakmıyor. Ama genel olarak ailem veya arkadaşlarımla sportif faaliyette değerlendirdiğimi söyleyebilirim.
"GÖREV VERİLMESİNİ BEKLERİM, İSTEMEM”
Sevginar UYGUN: Siyasette hedefiniz ne? İdealinizde zaman içinde hangi noktaya ulaşmak istersiniz?
Rıfat KUTLU: Siyasete adım atan insanların büyük bir çoğunluğunun aklında bir ideal vardır. Yerelde siyaset yapan insanlar ya belediye başkanı, ya meclis üyesi, ya ilçe başkanı ya da milletvekili, meclis üyesi gibi hedefleri bulunan kişilerdir. Bir şekilde herkesin aklında muhakkak bu yönde bir düşünce var. Ama aklımda kesin olarak ne var sorusunun bende net bir cevabı gerçekten yok. Mesela meclis üyeliği benim olayım diye siyasi hayatımda hiç düşünmediğim, arzulamadığım da bir şeydi. Ama teşkilatımızın teveccühü ve referansı bize böyle bir kimlik kazandırdı. Bir öncesi dönem teşkilat başkanlığı belki bana büyük gelen bir ceketti ama ilçe başkanımız öyle takdir etti biz de elimizden geleni ortaya koyduk. 6 yıl gençlik kolları başkanlığı yaptım bu da teşkilatın uygun bulduğu bir sorumluluktu. Ki zordur bu kadar uzun süre bu görevi yerine getirmek. Birçok önemli görevde siyaseti birlikte yaptığımız arkadaşlarımız var bir güne bir gün onları kişisel konumum itibariyle arayıp, herhangi bir talebim olmamıştır. Sadece verilen görevleri layığı ve en uygun şekilde yapmaya çalıştık. Siyasi kariyerimizde bir yükselme varsa bu teşkilatımızın teveccühü ve bize görev veren insanların takdiri. Elhamdülillah bugüne kadar kimsenin karşısına dikilip de ısrarla ‘ne olur bana şu koltuğu verin’ demedim, demem de. Açıkçası bu bakış açımdan dolayı siyasi kariyerimin hedefini belirleyemiyorum. Siyasi büyüklerimiz nerede görev yapmamızı uygun bulursa, belediye, ilçe, il fark etmez biz elimizden geleni yaparız. ‘Siyasi kariyerimde nereye ulaşmak istiyorum’ sorusunun bende saydığım bu nedenlerden dolayı cevabı doğrudan çıkmıyor. Genelde bana görev verilmesini beklerim, istemem.
"HÜRHABER’İN CAMİASINA OBJEKTİFLİK KONUSUNDA ÖNCÜLÜK ETTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM”
Sevginar UYGUN: Hürhaber Gazetesi ile ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz son olarak?
Rıfat KUTLU: Biz siyasetçilerin bütün basına ayrım yapmaksızın destek vermek zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Bizi eleştirene de eleştirmeyene de aynı sevgi, saygıyı duyuyoruz. Tabi Hürhaber Gazetesi, bu sadece bizim değil, elbette Silivri’nin de görüşü, öne çıkan basın kuruluşlarından. Hem bir siyasetçi olarak sizlere başarılar diliyorum, hem de konulara hâkimiyetinizden dolayı tebrik ederim. Birinin kalemi olma noktasında basına karşı çıkıyoruz. Hürhaber Gazetesi ve yayın yapan birkaç arkadaşta daha önemsediğimiz bu objektif çizgiyi görüyoruz. Biz siyasetçilerin üzerinde ne kadar sorumluluk var ise, basında da aynısı mevcut. Hürhaber’in yayın politikası ile camiasına objektiflik konusunda öncülük ettiğini düşünüyorum. İnşallah çizginiz bozulmaz, yayın hayatınız başarıyla sürer biz de sizi okumaya devam ederiz.






