
Genç Ziraat'ın ortaklarından ve Silivri Ziraat Odası Başkan Vekili Süleyman Gencoğlu, TÜİK'in 2025 verilerinin tarımda derin gelir adaletsizliğini ortaya koyduğunu belirterek, aylık geliri 20 bin liranın altında kalan tarım sektöründe gençlerin tutulmasının mümkün olmadığını vurguladı.
Genç Ziraat'ın ortaklarından ve Silivri Ziraat Odası Başkan Vekili Süleyman Gencoğlu, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2025 yılı gelir dağılımı verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tarım sektöründeki gelir adaletsizliğine dikkat çeken Gencoğlu, mevcut tabloyla genç nüfusun tarımda tutulmasının mümkün olmadığını vurguladı.
TÜİK verilerine göre tarım, sanayi, inşaat ve hizmetler olmak üzere dört ana sektör arasında en düşük gelire sahip alanın tarım olduğunu belirten Gencoğlu, tarımda yıllık ortalama gelirin 237 bin 461 lira seviyesinde kaldığını, bunun da aylık bazda 20 bin liranın altına denk geldiğini ifade etti. Tarım gelirlerinin, diğer sektörlerin ortalama gelirlerinin yaklaşık yüzde 40 altında seyrettiğini söyledi.
“BU GELİRLE KİM TARIM YAPMAK İSTER?”
Tarım sektörünün yıllardır en önemli sorunlarından birinin gençlerin sektörden uzaklaşması olduğunu dile getiren Gencoğlu, bunun temel nedeninin düşük gelir olduğunu belirterek, “Ortalama geliri açlık sınırının altında, asgari ücretten bile düşük olan bir işi kim, niye yapsın?” dedi.
TARIM GELİR ARTIŞINDA GERİDE KALDI
Enflasyonist bir dönemde inşaat, hizmetler ve sanayi sektörlerinde gelir artışlarının yüzde 70 ila 80 bandında gerçekleştiğine dikkat çeken Gencoğlu, tarımda bu oranın yüzde 54'te kalmasının ciddi bir reel gelir kaybı riskini ortaya koyduğunu söyledi. Bu farkın, tarımın ekonomik büyümeden ve fiyat artışlarından yeterince pay alamadığını açıkça gösterdiğini ifade etti.
Aylık ortalama gelirin 20 bin liranın altında kalmasının, tarımda çalışanların genel refah seviyesinden sistematik biçimde dışlanma riskini de beraberinde getirdiğini kaydetti.
ENFLASYONLA MÜCADELENİN BEDELİ ÜRETİCİYE
Gıda fiyatlarının genel enflasyonu yükseltmemesi amacıyla dönem dönem baskılandığını hatırlatan Gencoğlu, tarım sektörünün enflasyonla mücadelede dolaylı bir denge unsuru olarak kullanıldığını söyledi. Bu durumun bedelinin ise üreticinin gelirinde erime olarak ortaya çıktığını belirtti.
İKLİM VE ÇEVRESEL BASKI ÜRETİMİ ZORLUYOR
İklimsel zorlukların üreticilerin ürün planlamasını değiştirdiğine dikkat çeken Gencoğlu, özellikle 2025 yılında yaşanan kuraklık ve don olayları nedeniyle ülke genelinde ciddi verim kayıpları yaşandığını söyledi. Trakya'da son üç yıldır ayçiçeğinde yaşanan kuraklık kaynaklı kayıpların üreticileri alternatif ürünlere yönelttiğini, bunun da ilerleyen süreçte yeni sorunlara yol açabileceğini ifade etti.
Çevresel baskıların da üretimi zorlaştırdığına değinen Gencoğlu, büyükşehirlerin çeperlerindeki tarım alanlarında maden ocakları, inşaat faaliyetleri, yollar ve enerji yatırımlarının üretimi olumsuz etkilediğini kaydetti.
“ÇEVREYE EN AZ ZARAR VEREN SEÇENEK TERCİH EDİLMELİ”
Geçtiğimiz günlerde Danamandıra'da genişletilmesi planlanan taş ocağına ilişkin çevresel risklerin ilçe gündeminde yer aldığını hatırlatan Gencoğlu, yol ve inşaat için taşa ihtiyaç olduğunu ancak bunun çevreyi tahrip ederek yapılmaması gerektiğini vurguladı.
“Ağaç keserek, su kaynaklarını yok ederek, tarihi kalıntılara zarar vererek taş çıkarmak mı; yoksa biraz daha nakliye maliyetine katlanıp çevreye en az zarar verecek bir yerden temin etmek mi?” sorusunu yönelten Gencoğlu, tercihlerin üretimi ve doğayı koruyacak şekilde yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.
Sevginar SALİ






