AK Parti İBB ve Silivri Belediyesi Meclis Üyesi Celalettin Yazıcı, Metropol FM'de Kamil Bilici'nin konuğu oldu. Silivri'nin geleceğine dair çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Yazıcı, “Hedefsiz gemiye hiçbir rüzgâr fayda etmez. Silivri'nin en büyük problemi plansızlık” dedi. Yazıcı ayrıca, Bora Balcıoğlu yönetiminin seçim vaatlerinin gerisinde kaldığını belirterek, “125 projeden sadece 2-3'ü hayata geçti” ifadelerini kullandı.
Metropol FM'de yayınlanan “Kamil Bilici ile Bi Gündem” programının konuğu AK Parti İBB ve Silivri Belediyesi Meclis Üyesi Celalettin Yazıcı oldu. Silivri'nin mevcut durumu, yerel yönetim performansı ve kentin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yazıcı, özellikle şehir planlaması, turizm potansiyeli ve çevre sorunlarına dikkat çekti. Silivri'nin 42 kilometrelik sahil şeridine rağmen denizden yeterince faydalanamadığını vurgulayan Yazıcı, “Silivri'nin gerçek potansiyelini ortaya koyacak bir vizyona ve eylem planına ihtiyaç var” dedi.
Yerel yönetim performansını da değerlendiren Yazıcı, Silivri Belediyesi'nin seçim döneminde açıkladığı projelerin önemli bir bölümünün henüz hayata geçirilemediğini belirterek, “Bir belediye başkanı en doğru şekilde kendi vaatleriyle ölçülür. Açıklanan 125 projeden bugün itibarıyla yaklaşık 2-3'ünün gerçekleştirildiğini görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Silivri'de kaçak döküm, sahil kullanımı ve çimento tesisi tartışmaları gibi çevresel konulara da değinen Yazıcı, kentin sorunlarının çözümü için yalnızca belediyelerin değil, sivil toplum kuruluşları ve kent dinamiklerinin de daha aktif rol alması gerektiğini söyledi.
Kamil Bilici: Programımızda gündemi değerlendirmek üzere bugün yine çok değerli bir konuğum var. Adalet ve Kalkınma Partisi Silivri Belediyesi Grup Başkan Vekili Sayın Celalettin Yazıcı stüdyomuzda. İlk olarak hoş geldiniz diyelim efendim.
Celalettin Yazıcı: Kamil Bey teşekkür ederim, hoş bulduk. Nazik davetiniz için de çok teşekkür ediyorum. Bu fırsatı verdiğiniz için ayrıca memnuniyet duyuyorum.
Kamil Bilici: Celalettin Yazıcı sadece siyasetle değil, profesyonel hayatıyla da Silivri'de uzun yıllardır tanınan bir isim. Âdet yerini bulsun diye programlarımda konuklarımdan kendilerini tanıtmalarını rica ediyorum.Celalettin Yazıcı kimdir? Diyerek sohbetimize başlayalım.
Celalettin Yazıcı:Teşekkür ederim. 1973 Gümüşhane doğumluyum. Kimlikte 1972 yazar, 56 aylık bir fark var. 4-5 yaşlarında İstanbul'a, Selimpaşa'ya gelmişiz. İlkokulu ve ortaokulu Silivri'de okudum. Zaten o zamanlar Silivri'de bir tane lise vardı; hepimiz aynı okulda okuduk.Daha sonra Uludağ Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nü kazandım. Orada mühendislik fakültesini bitirdim. Ardından 90 günlük yedek subaylık süreci oldu, Kıbrıs'ta askerlik görevimi yaptım. Sonrasında Silivri'ye dönerek iş hayatına başladım.
Aile sektörümüz inşaat ve yapı işleriydi. Ben de bu alanda babamla birlikte çalışmaya başladım. Yapı sektöründe uzun süre faaliyet gösterdik. Daha sonra kardeşim mimar olarak aramıza katıldı. Bunun yanında eğitim sektöründe de faaliyetlerimiz var, biliyorsunuz.
Üç çocuk babasıyım. Silivri'de yaşamaya ve burada huzurlu bir şekilde hayatı paylaşmaya devam ediyoruz.
“SİYASET GERÇEKTEN ÇOK SORUMLULUK İSTEYEN, FEDAKÂRLIK GEREKTİREN VE ZOR BİR İŞ”
Kamil Bilici: Evet, bunları yaparken tabii toplumun sıkıntılarına ve sorunlarına da kayıtsız kalmadığınız için siyaset de hayatınızın önemli bir parçası haline geliyor. Siyasetle tanışmanız ve bağlantınız nasıl gerçekleşti? İlk olarak bu sürece nasıl dahil oldunuz?
Celalettin Yazıcı:Aslında siyasete ilgisi olan kişi babamdı. Silivri'den bilenler bilir. Dedem de memlekette hep bu tür işlerin içinde olurdu. Aile olarak muhtarlık seçimleri olsun, yerel meseleler olsun, evde bunlar konuşulurdu. Babam da uzun süre siyasetle ilgilendi.Ama işin doğrusu ben siyasetten biraz uzak kalmayı tercih ettim. Çünkü siyaset gerçekten çok sorumluluk isteyen, fedakârlık gerektiren ve zor bir iş. Ailemde bunu gördüğüm için uzun süre sadece iş hayatına odaklanmayı tercih ettim.
Zaman zaman teklifler geldi ama açıkçası çok sıcak bakmadığımı söyleyebilirim. Derler ya, coğrafya kaderdir; belki de aile kaderdir.
2019 yılında da sizin bildiğiniz gibi Adalet ve Kalkınma Partisi'nden belediye meclis üyeliği ile siyasete başlamış olduk.
“CUMHUR İTTİFAKI DÖNEMİNDE SİLİVRİ'YE ÇOK ÖNEMLİ YATIRIMLAR YAPILDI”
Kamil Bilici: Cumhur İttifakı 2019'da birlikteliğinden Silivri'de belediye seçimini kazandı. Volkan Yılmaz, Milliyetçi Hareket Partisi adayı olarak Cumhur İttifakı'nın adayıydı ve Özcan Işıklar'ın rakibi olduğu seçimde belediye başkanı seçildi. Silivri, Cumhur İttifakı belediyeciliği ile tanışıldı. Bu süreç ile ilgili Silivri'de hem yapılanlar hem de seçim sonuçları açısından genel bir değerlendirme yapmak isterim.
Celalettin Yazıcı:Yapılanları zaten Silivri'de yaşayan herkes gördü ve şahit oldu. Silivri'ye çok önemli yatırımlar yapıldı. Herkes elinden geldiği kadar samimi bir çaba ortaya koydu.
Cumhur İttifakı olarak, biz AK Parti grubu ve Milliyetçi Hareket Partisi ile birlikte Silivri için, Silivri'nin geleceği için çalıştık. Bence Silivri için iyi bir dönem oldu ve bu süreçte güzel işler yapıldı.
“SİLİVRİ'DE NET BİR SİYASİ ÜSTÜNLÜKTEN SÖZ ETMEK ZOR”
Kamil Bilici: Aslında genel bir değerlendirme yapacak olursak Silivri'nin siyasi yapısı da ilginç. Beldeleri değerlendirdiğimizde, beldeler kapanmadan önceki süreçte Doğru Yol Partisi, Anavatan Partisi gibi merkez sağ partilerin özellikle köylerle ve çiftçiyle daha yakın ilişkileri vardı ve bu partiler beldelerde seçim kazanabiliyordu.
Şehir merkezinde ise Selami Değirmenci isminin varlığı, Silivri'nin Cumhuriyet Halk Partisi'nin kalesi olduğu anlayışını da oluşturdu. Ancak dönem dönem farklı sonuçlar da gördük. Selami Değirmenci'den sonra Hüseyin Turan döneminde AK Parti belediye başkanlığı yaptı ve o 5 yıllık süreçte de Silivri önemli kazanımlar elde etti.
Sonrasında tekrar Cumhuriyet Halk Partisi kazandı. Yani Silivri'de bazen iki dönem CHP, ardından bir dönem AK Parti gibi bir tablo ortaya çıkıyor. Ben böyle bir siyasi döngü gözlemliyorum. Siz bu tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Celalettin Yazıcı: Bu konuda aslında sizinle benzer düşünüyorum. Babamın Doğru Yol Partisi'nden siyaset yapmış olması nedeniyle bu süreci yakından biliyorum. Silivri'nin köyleri ve beldeleri de dahil olmak üzere aslında merkez sağa daha yakın bir siyasi profili var. Ancak bu ideolojik yapı zaman içinde değişebilir. Burada ülkenin genel konjonktürü de etkili oluyor. Bunun yanında adayların kişiliği ve toplumdaki karşılığı da seçim sonuçlarını etkileyebiliyor.
Eğer adaylar toplumda pozitif yönde karşılık bulursa bazen Adalet ve Kalkınma Partisi kazanıyor, bazen de Cumhuriyet Halk Partisi kazanıyor. Aslında Silivri'de iki parti arasında çok net ve kesin bir üstünlükten söz etmek zor.
Yani Silivri, bazı ilçeler gibi değil. Mesela Beşiktaş gibi değil, Bakırköy gibi değil ya da Bağcılar gibi değil. Daha dengeli bir siyasi yapı olduğunu söyleyebiliriz.
“BAŞARININ YÜZDE 80'İ İLETİŞİMDİR”
Kamil Bilici:Evet ve 2024 seçimleri Bora Balcıoğlu'nun, Cumhuriyet Halk Partisi'nin adayı olarak seçimi kazanmasıyla sonuçlandı. Cumhur İttifakı açısından bu kaybın mutlaka çeşitli sebepleri vardır. Daha önceki programlarımızda ağırladığımız konuklarla da bu konuyu çok değerlendirdik. O dönemde emekli maaşlarına zam yapılmaması sıkça dile getirilen başlıklardan biriydi. Bunun dışında vatandaşla temas noktasında ilçemizde bazı sıkıntılar yaşandığı da ifade ediliyor. Ayrıca sandığa gitmemeyi tercih eden önemli bir seçmen kitlesi olduğu da konuşuldu. Siz bu seçim kaybını neye bağlıyorsunuz?
Celalettin Yazıcı:Bunların hepsi birden etkili olmuş olabilir. Tabii ki ülkenin genel politikalarının seçim sonuçları üzerinde bir etkisi vardır. Bunun yanında bizim de eksikliklerimiz olabilir. Şöyle bir şey söylenir: Profesyonel hayatta hangi işi yaparsanız yapın, başarınızın kariyerinize etkisi yüzde 20 civarındadır. Geriye kalan yüzde 80 ise iletişimdir.
Biz çok büyük hizmetler yapmış olabiliriz, çok önemli yatırımlar gerçekleştirmiş olabiliriz. Ancak belki iletişim konusunda bizim de eksikliklerimiz olmuş olabilir diyelim.
“VAAT ETTİĞİ 125 PROJENİN SADECE 2-3'ÜNÜ GERÇEKLEŞTİREBİLDİ”
Kamil Bilici: Sonrasında Bora Balcıoğlu belediye başkanı olarak göreve geldi ve Cumhuriyet Halk Partisi belediyesi olarak Silivri'de iki yıldır görevini sürdürüyor. Önümüzde daha üç yıllık bir süreç var.Aslında 2019'da da aday adaylığı süreci vardı. O dönemde Sayın Balcıoğlu aday adayları arasındaydı ancak Özcan Işıklar'ın adaylığıyla o süreç tamamlanmıştı. 2024 seçimlerinde ise yine güçlü adaylar vardı. Doruk Bulut, Melih Yıldız gibi isimler aday adaylığı sürecinde yer aldı. Ancak bu isimlerin arasından sıyrılarak aday oldu ve seçimi de Silivri'nin bugüne kadar görmediği bir oy oranıyla kazandı.Şu anda görevinin ikinci yılını tamamladı. Siz de AK Parti Grup Başkan Vekili olarak mecliste muhalefet görevini yürütüyorsunuz. Vatandaşın Cumhur İttifakı'na uygun gördüğü görev şu anda muhalefet görevi ve iki yıldır bu görevi sürdürüyorsunuz. Meclis çalışmalarını takip eden dinleyicilerimiz de bunu biliyordur.Peki iki yılın sonunda Bora Balcıoğlu yönetimindeki belediye neler yaptı? Sizce yeterli miydi?
Celalettin Yazıcı: Bir belediye başkanının performansının yeterli olup olmadığını değerlendirmenin en klasik ölçüsü, verdiği vaatlerdir. Ya bir önceki belediye başkanıyla kıyaslayabilirsiniz ya da kendi vaatleri üzerinden değerlendirebilirsiniz.
Biz daha objektif olması açısından Bora Balcıoğlu'nu kendi vaatleri üzerinden değerlendirmek istiyoruz. Önce 101 proje açıklamıştı, daha sonra bunu 125 projeye çıkardı. Dolayısıyla bu 125 projeden benim gördüğüm kadarıyla şu ana kadar yaklaşık 2-3 tanesini gerçekleştirebildi.
Vaatlerine baktığınızda kent lokantası, kültür merkezi, tarımla ilgili projeler, üniversite ile ilgili çalışmalar, kapalı pazar yerleri gibi birçok başlık vardı. Benim görebildiğim kadarıyla şu ana kadar kent lokantası ve bazı sosyal destekler, kırtasiye yardımları ve bilişimle ilgili birkaç proje hayata geçirildi.
Dolayısıyla mecliste de bunları ifade ediyoruz. Şu anda vaatlerinin oldukça gerisinde olduğunu düşünüyoruz.
Umarım önümüzdeki üç yıl içinde söz verdiği projeleri hayata geçirir. Biz de mecliste zaman zaman yapıcı eleştirilerde bulunuyor, bazı konularda öneriler sunuyor ve süreci kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Çünkü bu meseleye siyasi ya da ideolojik bir körlükle bakmıyoruz.
Sonuçta burada yapılacak her hizmetten kazanan Silivri olur. Hepimiz burada yaşıyoruz, çocuklarımız burada büyüyor. Bu nedenle aslında Bora Balcıoğlu'nun daha hızlı ve daha iyi işler yapması için muhalefet gücümüzü bir itici güç olarak kullanıyoruz diyebiliriz.
“BU KARAR, ‘SİLİVRİ'Yİ BERABER YÖNETECEĞİZ' SÖYLEMİYLE ÇELİŞİYOR”
Kamil Bilici:Görevinizi oldukça yapıcı bir üslupla yerine getirdiğinizi görüyoruz.Silivri'nin önemli gündem başlıklarından biri de hiç kuşkusuz çimento fabrikası meselesi. Geçtiğimiz günlerde Sevginar Sali ve Cem Güner'in hazırlayıp sunduğu programda da önceki dönem Belediye Başkanı Volkan Yılmaz konuktu. Oradaki söyleşide de dikkat çeken başlıklardan biri buydu.
Şehrimizi yakından ilgilendiren bu konunun, yani Çanta'da yapılması planlanan çimento fabrikası meselesinin aslında sürecini meclis üyesi olarak siz de yakından takip etme imkânı buldunuz. Şu an bu tesisle ilgili durum nedir?
Celalettin Yazıcı:Terminolojik olarak “klinker öğütme tesisi” denilen, halk arasında ise çimento fabrikası olarak değerlendirilen bir tesis yapılıyor. Yani şu anda ruhsatı alınmış ve süreç devam ediyor. Çevreye etkileri elbette olacaktır. Bu etkiler az ya da çok olabilir ama sonuçta böyle bir tesisin çevre üzerinde etkileri olacağı açıktır. Sayın Bora Balcıoğlu seçim döneminde “Silivri'yi birlikte yöneteceğiz, kararları birlikte alacağız” şeklinde bir söylemde bulunmuştu.Dolayısıyla bu karar, kendi söylemiyle de çelişen bir karar oldu. Biz buna karşı çıktık. Bu konunun mecliste görüşülmesi gerektiğini ifade ettik.Ancak burada şunu da söylemek gerekir: Halkın da bu konulara sahip çıkması gerekir. Geçen programda Volkan Yılmaz da buna değindi. Tek başına bir siyasetçinin gücü bir yere kadar yetebilir.Felsefeciler arasında eski bir tartışma vardır; toplumu liderler mi değiştirir, yoksa toplum mu liderleri değiştirir diye. Ben bu noktada halkın da yeterince sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum ki bir sonuç alınabilsin.Maalesef bu konuda toplumdaki tepkinin ve tansiyonun beklenen düzeyde olmadığını da gözlemliyoruz.
“KAÇAK DÖKÜM SİLİVRİ'NİN KRONİK BİR PROBLEMİ”
Kamil Bilici: Son meclis toplantısında, AK Parti Meclis Üyesi Sayın Dorukhan Kocabaş grup adına söz almış ve başka bir konuya dikkat çekmişti. Aslında bu da çok önemli bir mesele. Şehrimizin çeşitli noktalarında, ben de araçla dolaşırken sık sık denk geliyorum; kaçak dökümler yapılıyor. Geçtiğimiz hafta mecliste de bu konu gündeme getirildi. Peki bu konunun takibi yapıldı mı, süreç nasıl ilerliyor?
Celalettin Yazıcı:Kaçak döküm konusu Silivri'nin çok önemli bir problemi. Hatta kronik bir problemi diyebiliriz. Ancak bu dönemde daha da arttığını görüyoruz. Biz de muhalefet olarak bu konunun üzerine gidiyoruz. Araştırıyoruz, döküm yapılan alanları yerinde inceliyoruz. Muhalefetin verdiği yetki ve sorumlulukla bu konuyu gündemde tutmaya çalışıyoruz.
Belediyenin de bu konuda daha dikkatli ve daha özenli olması gerektiğini düşünüyoruz. Silivri yaklaşık 860 kilometrekarelik çok geniş bir alana sahip ve 100'e yakın mahallemiz var. Bu geniş coğrafyada özellikle kamu alanlarının tercih edildiğini ve bu alanlara kaçak dökümler yapıldığını görüyoruz. Bu durum hem coğrafyayı bozuyor hem çevreyi kirletiyor. Aynı zamanda haksız kazanç oluşmasına neden oluyor ve belediyenin gelirlerini de düşürüyor. Aslında bu durum tüm Silivri halkının emeğine ve hakkına yapılmış bir saygısızlık olarak değerlendirilebilir.
Bu nedenle belediyenin daha ciddi önlemler alması gerekiyor. Kim olursa olsun bu konuda caydırıcı cezaların uygulanması lazım. Aslında mevzuatta ciddi cezalar var ve oldukça yüksek miktarlarda. Ancak bu cezaların radikal ve kararlı bir şekilde uygulanması gerekiyor.
“SİLİVRİ HALA BÜYÜK BİR KÜLTÜR MERKEZİNE KAVUŞAMADI”
Kamil Bilici: Silivri tabii ki gündemimizin en önemli başlıklarından biri. Silivri benim de çocukluğumdan beri tutkuyla sevdiğim bir şehir. Bunu dile getirmem yanlış olmaz diye düşünüyorum.
Kendi adıma da söylemem gerekirse, çocukluğumdan beri kültür ve sanatla iç içe oldum. Radyoculuğa başlamadan önce Silivri Belediyesi Kültür Evi'nde tiyatro eğitimi aldım. Kültürel etkinliklere her zaman ilgim vardı.
Ama şöyle bir üzüntüm var: İstanbul'un 39 ilçesi içerisinde ne yazık ki Silivri hâlâ gerçek anlamda büyük bir kültür merkezine kavuşamadı. Yani sahnesi geniş, dekorların kurulabileceği, 500–600 kişinin aynı anda konser ya da tiyatro izleyebileceği devasa bir kültür merkezimiz yok.Oysa bu şehir için kültür, kimliği oluşturan en önemli başlıklardan biri. Ama kültür meselesi Silivri'nin tek problemi de değil.
Allah vergisi çok güzel bir coğrafyada yaşıyoruz. 42 kilometrelik bir sahil şeridimiz var. Kilometrelerce verimli tarım arazimiz var. Türkiye'de ilk sıralarda yer alan bir sanayi potansiyelinden söz ediliyor.Ancak bunların hiçbirinin tam anlamıyla planlı ve bütünlüklü bir şekilde gelişmediğini de görmek mümkün. Sanayimiz oldukça dağınık. Farklı bölgelerde, birbirinden kopuk şekilde gelişmiş durumda.
Sahil şeridimizin büyük bir bölümü ise yazlık yapılaşmanın etkisi altında. “İşgal altında” demek belki biraz ağır bir ifade olabilir ama açıkçası ben bu durumu biraz da böyle görüyorum.
“HEDEFSİZ GEMİYE HİÇBİR RÜZGÂR FAYDA ETMEZ”
Celalettin Yazıcı:Evet, aslında bir anlamda işgal altında diyebiliriz. Çünkü bugün sıradan bir Silivri vatandaşı 42 kilometrelik sahil şeridinin en fazla 5 kilometresinden gerçekten özgürce faydalanabiliyor. Selimpaşa sahili, Gümüşyaka sahili ve Silivri merkez sahilini topladığınızda ancak bu kadar bir alan kalıyor.
Silivri'nin bütün bu konularla ilgili bir plana, bir eylem planına ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Siz ne düşünüyorsunuz, böyle bir çalışma var mı?
Celalettin Yazıcı:Kamil Bey, sanki daha önce bu konuları konuşmuşuz gibi. Oysa konuşmadık ama benzer düşüncelere sahip olduğumuzu görüyorum. Şunu söylemek isterim: Hedefsiz gemiye hiçbir rüzgâr fayda etmez. Hedefi olmayan bir şehir de savrulup gider. Silivri'nin bana göre en büyük ve en kronik problemi de budur.Yol yapılır, park yapılır, sanayi düzenlenir. Ama asıl soru şu: Silivri'nin gerçek potansiyeli nedir? Silivri 5 yıl sonra nasıl bir şehir olmalıdır? 10 yıl sonra nasıl bir şehir olmalıdır? Maalesef bu sorulara yönelik ciddi ve kapsamlı bir çalışma yok.
Ben mecliste de bununla ilgili oldukça uzun ve teknik bir sunum yaptım. Burada ayrıntıya girmeye gerek yok ama şunu söyleyebilirim: Silivri'nin hangi alanda gelişeceğine karar vermesi gerekiyor.
Örneğin turizm… Artık turizm sadece deniz turizminden ibaret değil. Doğa turizmi, gastronomi turizmi, kırsal turizm, kültür ve tarih turizmi gibi pek çok alan var. Silivri bu alanların hangisinde güçlü? Hangi dönemde hangi turizm türüne hitap edebilir? Bunun belirlenmesi gerekiyor.
Örneğin kırsal turizm mi öne çıkmalı? Gastronomi turizmi mi? Yoksa ikisi birden mi? Bunlar için hangi tesisler kurulmalı, hangi planlamalar yapılmalı? Bunların belirlenmesi lazım.
Mesela hep denizimiz var diyoruz ama bana göre denizden yeterince faydalanamıyoruz. Sahilimiz büyük ölçüde günübirlik kullanımın kontrolsüz şekilde işgaline uğramış durumda. Bu alanları düzenleyerek aslında ciddi bir gelir kaynağına dönüştürmek mümkün.
Bir şehre saygı duyulması için o şehrin kuralları olması gerekir. Düzen olması gerekir. Günübirlik kullanım alanlarında bile belli standartların olması gerekir. Tuvaletinden otoparkına, altyapısından düzenine kadar her şey planlı olmalıdır.
Dünyada bunun birçok örneği var. Akıllı şehir uygulamaları var, planlı sahil kullanımı var. Bunlar çok zor şeyler değil. Sadece odaklanmamız ve gerçekten istememiz gerekiyor.
Ama burada sadece belediyelerden beklenti içinde olmak da doğru değil. Benim bu konuda Silivri halkına da bir sitemim var. Bu şehirde iş insanları var, kültür insanları var, entelektüeller var, sivil toplum kuruluşları var. Bu konularda onların da daha fazla katkı vermesi gerekiyor.
Biz mecliste bu konularla ilgili öneriler de getiriyoruz. Turizmle ilgili, şehir planlamasıyla ilgili projeler hazırlıyoruz. Eleştirmek kolaydır; “iyi yaptınız, kötü yaptınız” demek kolaydır. Ama önemli olan çözüm üretmektir.
Biz bunun için günlerce çalışıp projeler hazırlıyoruz. Açıkçası ben Silivri'de bu projelerin daha çok tartışılmasını beklerim. “Bu doğru değil, doğrusu budur” diye güçlü fikirlerin ortaya konmasını isterim.
Belki bizim önerilerimiz de Silivri için en doğru model olmayabilir. Ama en azından bir yol açmış oluruz. Sonrasında hep birlikte daha doğru çözümleri bulabiliriz.Eğer bunu yapamazsak, yani şehir için ortak akıl oluşturamazsak, bu işler gecikmeye devam eder. Oysa bu şehir hepimizin ve hepimiz burada yaşıyoruz.
“SİLİVRİ İÇİN ORTAK AKLA VE DUYARLILIĞA İHTİYACIMIZ VAR”
Kamil Bilici: Doğru… Sonuçta şehir değer kaybediyor, şehir zaman kaybediyor. Artık 2026 yılındayız. Bu noktada şehirdeki herkesin, farklı kesimlerin bir araya gelmesi gerekiyor.
Sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, kent konseyi ve şehrin farklı dinamikleri… Herkesin bu konuda daha duyarlı olması gerektiğini düşünüyorum.Biz de Metropol FM ailesi olarak aynı duyarlılığı hemşehrilerimizden beklediğimizi ifade etmiş olalım.
Dinleyicilerimize ve Silivri halkına son mesajlarınızı almak isteriz.
“TÜM HEMŞEHRİLERİMİZİN RAMAZAN BAYRAMI MÜBAREK OLSUN”
Celalettin Yazıcı: Ben tüm halkımıza, Silivrili hemşehrilerimize sevgi, saygı ve hürmetlerimi sunuyorum. Mübarek Ramazan Bayramı da yaklaşıyor. Tüm hemşehrilerimizin bayramı şimdiden mübarek olsun.Yola çıkacak olan vatandaşlarımız varsa kazasız belasız bir şekilde bayramlarını geçirmelerini diliyorum.Ayrıca bu nazik davetiniz ve güzel sohbetiniz için size de en içten ve samimi teşekkürlerimi iletmek istiyorum.
Kamil Bilici: Aslında daha konuşacak çok konu vardı ama ne yazık ki süremizin sonuna geldik. İnşallah başka bir canlı yayında tekrar bir arada olma dileğiyle diyelim.






