MHP İlçe Teşkilatı, Başkan Şenol Türkyılmaz’ın ev sahipliğinde 2 Ağustos Cuma günü Kale Park Sosyal Tesisleri’nde iftar yemeği verdi. İftar programına; İstanbul 3. Bölge MHP Milletvekili Genel Başkan Yardımcısı Atilla Kaya, MHP İstanbul 3. Bölge Başkanı Osman Alper Yıldırım, Merkez Yürütme Kurulu üyesi (MYK) Volkan Yılmaz, Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, Beylikdüzü İlçe Başkanı Ali Aydın, Büyükçekmece İlçe Başkanı Alaattin Yavuz Güneş, Teşkilat Başkanı Fatih Kınalı, MHP Silivri Kadın Kolları Başkanı Gülşen Muratal, Silivri Ülkü Ocakları Başkanı Zafer Yalçın, İlçe Ülkü Ocakları Teşkilat Başkanı Gökhan Taşkın, ülkü ocağı temsilcileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, muhtarlar, dernek ve oda başkanları ve çok sayıda partili vatandaş topluluğu katıldı.
TÜRKYILMAZ: KADİR GECESİ TÜM İSLAM ÂLEMİNE HAYIRLI OLSUN
İftar yemeği sonrası kürsüye davet edilen MHP İlçe Başkanı Şenol Türkyılmaz, davetlilere hitaben konuşmasında, "Ramazan Ayı’nın sonuna yaklaştığımız bu gecede bizlerle bir arada iftar yaptığınız için hepinize ‘hoş geldiniz’ der, saygılar sunarım. Yarın akşam idrak edeceğimiz Kadir Gecesi’nin tüm İslam âlemine ve Türk Milleti’ne hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.
KAYA: MÜSLÜMAN SOYDAŞLARIMIZ ZULÜM ALTINDA
MHP İlçe Başkanı Şenol Türkyılmaz’ın konuşmasından sonra söz alan İstanbul 3.Bölge MHP Milletvekili Genel Başkan Yardımcısı Atilla Kaya ise milli hassasiyetlere dikkat çekti. İktidarın iç ve dış politikada sürdürdüğü ‘teslimiyetçi’ stratejilerin yanlış olduğunu iddia ederek, hükümetin Türk Milleti’nin varlığı ve toprak bütünlüğüne zarar verdiğini vurguladı. Kaya, şunları kaydetti: "Silivri İlçe Teşkilatımızın tertip etmiş olduğu bu güzel ve mütevazı iftar sofrasında dava arkadaşlarımızla bir arada olmaktan duyduğum memnuniyeti öncelikle ifade etmek istiyorum.
Mübarek Kadir Gece’nizi tebrik ediyorum. Cenab-ı Allah nasip ederse hemen ardından yaşayacağımız Ramazan Bayramı’nızı da şimdiden tebrik ediyorum. Kadir Gecesi’nin, bayramların milletimiz, Türklük ve bütün İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını Allah’tan niyaz ediyorum. Bu sofralarda iftarımızı açarken özellikle Türk Milleti’nin yaşamış olduğu değişik coğrafyalarda Kerkük’te, Suriye’de Türkmen kardeşlerimiz, Doğu Türkistan’da Uygur kardeşlerimiz ve birçok yerde Müslüman Türk soydaşlarımız bu imkânlardan mahrum her türlü baskı ve zulüm altında Ramazanlarını idrak ediyorlar. Bu vesileyle Allah’tan onlara yardımını esirgememesini ve soydaşlarımızın, dindaşlarımızın bu zulümlerden bir an önce kurtulmasını bu mübarek günlerin vesile olmasını Allah’tan niyaz ediyorum.
"MİLLET, BU YAŞANANLARI HAK ETMİYOR”
Gönül ister ki; ülkemizin güzelliklerinden ya da Türk İslam dünyasının çeşitli coğrafyalarından güzel haberlerden bahsedelim. Ama maalesef yaşananları hep beraber görüyoruz, televizyonlardan takip ediyor, ülkemizde hep birlikte yaşıyoruz. 10 yıl 8 aydan beri bu ülkede iktidar olan bir siyasi heyet var. En son yapılan 2011 seçimlerinde şöyle bir sloganları vardı; "Birinci dönemimiz yani 2002-2007 arası çıraklık dönemi, 2007-2011 arası kalfalık dönemi, 2011’den sonrası da ustalık dönemimiz olacak” diyorlardı. Bu ustalık döneminde yapacakları icraatlar içinde Türk Milleti’nden icazet istediler.
Seçim sonuçlarına baktığımız zaman bu icazeti de aldılar. Bugün ülkemizin içerisinde bulunduğu şartlar nedir? İfade edildiği gibi bir ustalık döneminin eserlerinin sonuçlarını mı görüyoruz?
AKP yöneticilerinin ifade ettiği gibi ileri demokrasinin bir takım örnekleri mi yaşanıyor ülkemizde? Sosyal, ekonomik, siyasi, dış politika bakımından binlerce yıllık bir geleneğe, geçmişi köklü bir devlet geleneğine sahip olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Türk Milleti’nin içinde bulunduğu duruma baktığımız zaman bir Türk milliyetçisi, Türk, Türkiye sevdalısı millet olarak böyle bir durumu hak etmediğimizi düşünüyorum.
"BAŞBAKANIN ÇİZDİĞİ PEMBE TÜRKİYE TABLOSU YOK”
Bu iktidar, ülkemizin kaynaklarını Tüpraş, Telekom’undan tutun yer altı kaynakları madenleri, ırmakları, dağları, yaylaları, limanları her şeyini sattılar. Satışların birçoğu özelleştirme adı altında kapalı kapılar arkasında gizli pazarlıklar neticesinde nerdeyse haraç mezat diye nitelendirebileceğimiz fiyatlarla elden çıkarıldı. Bütün her şey satıldı ama bugün bakıyoruz bunlar iktidarı devraldıkları zaman Türkiye’nin toplam iç ve dış borcu 220 milyar dolarken bugün 600 milyar dolara gelmiş, dayanmış.
Dünyanın en pahalı benzinini kullanan ülkeyiz. Ekonominin bütün alanlarına baktığımız zaman gelir dağılımındaki adaletsizlik, çiftçinin,esnafın durumuna baktığımız zaman ekranlarda Başbakanın, Bakanların çizdikleri bir pembe Türkiye tablosu yok. Özellikle dar ve sabit gelirliler açısından hayat şartlarının gittikçe ağırlaştığı bir Türkiye tablosuyla iktidar bizi karşı karşıya bıraktı.
"KÜRDİSTAN’I SAVUNAN BARZANİ’YLE CAN CİĞER”
Bizim en köklü ve yerleşik geleneğimiz; devlet geleneğimizdir. İktidara geldikleri zaman sanki 80 yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca hiçbir şey yapılmamış gibi ya da dış politika uygulamaları yanlışmış gibi komşularla sıfır sorun, kazan kazan masaları sloganları altında bir dış politika hayata geçirmeye başladılar, bugün geldiğimiz noktayı hepimiz görüyorsunuz. İran’la kavgalıyız; Malatya Kürecik’e bir radar üssü kurdular. Sözüm ona bunlar İsrail karşıtı ama İsrail’in güvenliği için oraya radar üssü kurdular. İran’la zaten limoni olan ilişkilerimiz doğal olarak kötüleşti. Irak merkezi hükümetiyle kavgalıyız ama makam odasında oturduğu koltuğunun arkasında Irak’tan İran’dan, Suriye’den Türkiye’den koparılmış parçalarla oluşturulmuş bir bağımsız Kürdistan haritasının önünde oturan Barzani’yle dost olmuş bir iktidar var. Ama Irak merkezi hükümetiyle de kavgalı.
Topraklarımıza göz dikmiş, diktiği gözü de haritasıyla arkasına asmış olan Barzani’yle can ciğer kuzu sarması olan hatta Barzani’yi getirip kendi kongrelerinde konuşturan bir iktidarla karşı karşıyayız. Suriye’deki bir çatışmanın Türkiye maalesef tarafı konumuna getirilmiş üstelik de Suriye’de bizim 1,5 milyon Türkmen kardeşimiz, soydaşımız var. Onlar sahipsiz bırakılmış ve her türlü işkenceye, katliama maruz kalırken bu iktidardan hiçbir ses, itiraz duymuyorsunuz.
"BÖLÜCÜ ÖRGÜT ŞIMARTILIYOR”
Hepsinden önemlisi şu; bu ülkenin bu coğrafyada değişik unsurlar olarak Kafkasya’dan, Balkanlar’dan, Ortadoğu’dan gelenimizle bu coğrafyada yaşayanımızla beraber meydana getirdiğimiz o muhteşem varlık yani Türk Milleti gerçeğinde birleşen insanlarımız arasında her geçen gün biraz daha fitne, nifak tohumlarının ekildiği, bölücülüğün her geçen gün biraz daha şımartılarak, büyütülerek ülkemizin, milletimizin birliği, toprağımızın bütünlüğü için bir tehlike haline gelen durumla karşı karşıyayız. Bu ülke 30 yılı aşkın bir zamandır bölücü terörle mücadele ediyor.
Bölücü terörün saldırıları ile karşı karşıyayız. Bölücü terör örgütü ele başısının 1999 yılında yakalanıp getirildiği zaman uçaktaki görüntüsünü hatırlayın. Boynunu bükmüş bir şekilde, pişmanlığını dile getirir bir ifade içerisinde, "Benim annem de Türk’tür. Türk Devleti’ne hizmet etmeye hazırım” diyen terörist başı bugün yattığı yerden T.C. Devleti’ne yön tayin ediyor.
"ŞEHİT KANLARIYLA SULANAN DAĞLARDA SİLAHLI TERÖRİSTLER GEZİYOR”
Yattığı yerden devlete, Türk Milleti’ne anayasa teklifinde bulunuyor, ininden devletimizi, hükümeti tehdit eder konuma gelmiş. O pozisyondan bu konuma kim getirdi? Ona o cüreti veren, güç kazandıran nedir? Şudur; siz terörle mücadeleyi bir kenara bırakıp, vazgeçip, bir takım dış çevrelerin ve içeride onlarla işbirliği halinde olan bir takım çevrelerin telkinlerine uyarak terör örgütüyle bir müzakere masasına oturduğunuz zaman kaçınılmaz olarak geleceğiniz nokta budur. Binlerce şehit verdik, askerimiz, polisimiz, güvenlik kuvveti görevlilerimiz, masum vatandaşlarımız şehit oldu. Hayatlarının baharında Hakk’a yürüyen bu şehitlerimiz niçin şehit oldular? Türk Milleti bir olsun, vatanımızın bütünlüğüne zarar gelmesin diye şehit oldular. Şimdi onların kahpe pusularda şehit olduğu kanlarıyla sulanmış dağlarda bölücü terör örgütünün mensupları silahlarıyla, bombalarıyla toplantılar yapıyorlar. Bölücü başının posterleri, ‘bayrak’ dedikleri bir takım bez parçaları altında konuşmalar yapıyorlar. Sözüm ona şehitlikler açıyorlar. Şehirlerarası yollarda, ilçelerde yol kontrolleri yapıyorlar. Bunların çoğunu televizyonlar göstermiyor.
"BAŞBAKAN NİÇİN SESİN ÇIKMIYOR?”
Terör örgütüyle yapılan pazarlıklar neticesinde 3-4 aşamalı bir plan varmış. 1. aşama, geri çekilecekmiş. Kimsenin geri çekildiği yok. Daha dün; "1 Eylül’e kadar süre verdik” diye bir takım iddialarda bulunuyorlar. T.C. ne hale getirilmiş görün. Bir avuç terör örgütü karşısında bu kadar ülkemizi, milletimizi aciz içerisinde bırakmaya kimin hakkı var? Buradan Başbakan’a soruyoruz; Kime ne söz verdin? Kime ne mecburiyetin var? Niçin sesin çıkmıyor? Senin baskılarından, dayatmalarından, her şeye müdahale eden totaliter-otoriter politik yaklaşımına karşı duran, seslerini yükselten gençlere vatandaşların üzerine her türlü aşırılığı kullanarak müdahale ediyorsun.
"ŞIRNAK HAVALİMANINA TERÖRİSTİN İSMİ VERİLDİ"
Her gittiğin iftar programında Gezi Parkı Olaylarını diline dolayarak ağzına gelen hakaretleri vatandaşlarımıza söylüyorsun. Ama bu teröristlerle ilgili tek bir şey söylemiyorsun. Terörist başı bile diyemiyorsun İmralı’da yatan caniye. Şırnak’ta açtığın havalimanına bula bula bulduğun isim; bütün ömrü Türkiye’nin bölünmesini ve federal bir yapıya dönüşmesini savunan bir bölücünün adını o havalimanına veriyorsun. Ey Başbakan, Şırnak’ta görev yağarken şehit olan yüzlerce öğretmenimiz, polisimiz, askerimiz var. O şehitlerimizden birisinin adını bulup veremedin mi?
"OSMANLI TOKADIYLA İKTİDARA SON VERMELİYİZ”
Bu iktidarla geçen her gün milletimizin birliği, toprağımızın bütünlüğü ve kardeşliğimiz için bir tehlike ve tehdit haline dönüşmeye başlamıştır. Bu siyasal iktidardan meşru yollarla yani seçim yoluyla kurtulmak lazımdır. 2014’ün Mart ayında yapılacak mahalli idareler seçimleri var. Son derece önemlidir çünkü aynı yılın içerisinde hem bir cumhurbaşkanlığı belki erkene alınırsa genel seçim ve muhtemeldir bir referandum gerçekleşebilir. Ondan sonra yapılacak olan seçimleri de etkileyecek olması bakımından önemlidir. Onun için mahalli idareler seçimi; işbirlikçi, otoriter, baskıcı, dayatmacı ve bir zulüm iktidarına dönüşmüş bu AKP iktidarına ve Başbakana ders vermek için son derece güzel bir fırsattır. Bu fırsatı Türk Milleti olarak çok iyi değerlendirmeliyiz ve Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin dediği gibi, ‘bir Osmanlı tokadıyla’ bunları bu iktidardan göndermeliyiz. Son söz olarak; Ne mutlu Türk’üm Diyene!”
GENÇ BOZKURTLAR YEMİN ETTİ
MHP Silivri İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen iftar yemeği programına ülkücü gençlerin ilgisi ve katılımı geniş oldu. Hep bir ağızdan ‘Bozkurt Yemini’ eden gençler, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milletinin bütünlüğünü koruyacaklarına dair sesi kalamayarak, ant içti.
Hazal BAŞARAN






