“Edebiyat size gerekli”

“Edebiyat size gerekli”

20.01.2014 11:44:21

Piri Mehmet Paşa İlkokulu’ndan sonra Silivri Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi de "Yazarlar Okullarda” Projesi kapsamında Öykü ve Roman Yazarı Adnan Özyalçıner ve Şair Sennur Sezer’i ağırladı. Yazarlar, dün ikinci kez Silivri’deydi ve liseli öğrencilerle buluştular. Okul yöneticileri, öğretmen ve öğrenciler tarafından karşılanan yazar ailesi, edebiyat yolculuklarını ve tecrübelerini paylaştı.

ÖZYALÇINER: İNSANIN VE EDEBİYATIN ÖZGÜRLEŞMESİNİ İSTİYORDUK

Söyleşi, biyografik bilgilerin sunumuyla başladı. Ardından sözü Adnan Özyalçıner aldı. Özyalçıner, Karagümrük’te okuma yazma bilmeyen bir ailede yetiştiğini ve yazarlığa orada oturan insanların yaşamlarını anlatarak başladığını anlattı. Daha sonra kendi kuşağını ve yaşadıklarını şöyle anlattı: "1956 Yılında Demokrat Parti’nin baskıyı arttırdığı günlerdi. Bizler de kültürel bir direniş göstermek için A Dergisi’ni kurduk. İnsanın ve edebiyatın özgürleşmesini istiyorduk, bu yüzden iktidara karşı çıktık.

"İSTANBUL’UN GÜZELLİĞİNİ VE ZENGİNLİĞİNİ HEP BERABER PAYLAŞMALIYIZ”

Öykülerimde İstanbul’un güzelliğini ve zenginliğini hep beraber paylaşmamızı anlatmaya çalıştım, ama bugün bile bu mümkün değil. Eserlerimde bunun acısına ve hüznüne yer verdim.

"ÖYKÜLERİMDE DOĞU ANADOLU HALKININ ÖZLEMLERİNİ DİLE GETİRDİM”

1960 yılında askeri dönüşümle birlikte Türkiye’de çok şey değişti. Bütün açmazlar ortaya çıktı. O dönemde liseyi bitirmiş veya üniversitenin son sınıfında olanları yedek subay öğretmen olarak alıyorlardı. O zaman bütün yazarlar Türkiye’yi kalkındırma adına, halka bir şeyler anlatmak amacıyla Doğu Anadolu’ya Kürtlerin yaşadığı illere yedek subay öğretmenliğe gittik. Muhtemelen üniversitelerin 2. Sınıflarındaydık. Okullarımızı bıraktık göreve koştuk. Ben Bitlis’in bir dağ köyünde iki yıl öğretmenlik yaptım. O süreçte yaşadıklarımı "Garip nasıl okuyacak” diye uzun bir öykü yazdım. Arkadaşlarım da o bölgedeki halkın yaşamlarını eserlerinde anlattılar. Bitlis’in o dağ köyündeki insanlar okuma yazma bilmiyordu, ama hayalleri, umutları ve güzel günlere özlemleri vardı. Türkçe bilmiyorlardı, ama bütün özlemler onların gözlerinden okunuyordu. Ben de bunları öykülerimde dile getirdim.”

SEZER: ŞİİR YAZMAK; BİRAZ NANKÖR BİR İŞ

Şair Sennur Sezer, kendini şöyle tanıttı: "Ben annelerinizden, teyzelerinizden farklı bir hayat yaşamıyorum. İki çocuk büyüttüm, üniversiteye bu yıl başlamış bir torunum var. Bütün kadınlarımız gibi 8 saat çalışmanın yanı sıra yemek, çamaşır, bulaşık işlerini saldım arada yazdım. Şiir, memleketimizde kolay zannedilen bir iş. Sizin olduğunuz sıralarda ben de öyle zannettiğim için şiirle başladım. Türkçe, şiire çok yatkın bir dil, ama o kadar iyi şairler var ki su üstünde kalmak çok zor. O, yüzden biraz nankör bir iş olduğunu söyleyeyim. Aranızda mutlaka şiir yazanlar vardır. Çok okuyun, şiirlerinizi kendi yaşıtlarınızla tartışın, ama kendinize hep şu soruyu sorun, "Ben kimim, ne anlatmak istiyorum?” Benim amacım baştan itibaren toplumun dışladığı kadınları yazmaktı. Önce çalışan genç kızları, özellikle işçi kızları yazmaya çalıştım. Sonra aşık, evli kadınların sorunlarını, anne olmayı yazdım.

"SİZİN İÇİN SANATIN HER DALI ÖNEMLİ VE YARARLI”

Yalnızca yaşamak ya da okumak şiir için yetmez. Mutlaka sinema görüntülerini ya da tabloları ve resimleri dikkatle görün. Bunu yalnız şiir için söylemiyorum. Teknik insanlar olarak hayatınıza soluk aldırmak için de görün. Sizin için sanatın her dalının yararlı olduğunu düşünerek bakın. Türkülere bakın. Onlar gerçek üstü motifler taşıyor. Yaşar Kemal der ki, "Suyun altında kalmış taşlar gibi sözler var halk türkülerinde”. Gerçekten çakıllar kadar pürüzsüz, güzel, işlenmiş sözler görürsünüz.

"EDEBİYAT SİZE GEREKLİ”

Edebiyat size gerekli. Teknik adam oldunuz, bir proje yaptınız, bunu anlaşılır ve çarpıcı biçimde yazmak zorundasınız. Bunun için hem açık, hem kısa, hem vurucu ifade kullanmak zorundasınız. Size Yaşar Kemal de, Orhan Kemal de, Adnan Özyalçıner de lazım. O anlatımlar size yol gösterecek, ama soluklandırmak için de şiir lazım.

"SANAT OLMASAYDI "DAHA AZ İNSAN” OLURDUK”

Bir okulda bana şöyle bir soru sordular, hiç unutamıyorum, "Eğer dünyada sanat (şarkılar, müzik, şiir, öyküler, resimler v.s) olmasaydı ne olurdu?” Çok düşündüm, ama şöyle bir sonuca vardım; hiç bir şey olmazdı belki ama "daha az insan” olurduk, çünkü insandan başka sanat yapan canlı yok. İnandan akıllı canlılar var.”

ÖZYALÇINER: HALA DAHA BU ÇOCUKLARIN NASIL OKUYACAKLARINI DÜŞÜNÜYORUM

Adnan Özyalçıner, "Garip nasıl okuyacak” öyküsünün yarısı kurgu yarısı yaşanmışlıkları içerdiğini anlattı. Doğu’da Ahlat köyündeki okuma yazma bilmeyen öğrencileri yatılı bölge okuluna göndermek üzere verdikleri mücadeleyi anlattı. Okula kazandırdığı ve daha sonra okuyup diş hekimi olan bir öğrencisiyle yıllar sonraki buluşmasını paylaştı. Hala daha ilkokuldan sonra çalıştırmak üzere ağlara verilen bu çocukların nasıl okuyacağını düşünmekten kendimi alamıyorum.”

SEZER: MESLEK SAHİBİ HERKES, ÖTEKİ İNSANLARA BORÇLU

Sennur Sezer, ”Ülkemizde çalışan çocukların sayısı çok yüksek. Bu çalışma oranının dramatik yanı, köydeki Garip’in köleliğinden farksız koşullarda çalışılması. İş yerlerinde eskiden çocuklar için çıraklık eğitimi saat kısıtlaması gibi zorlamalar vardı. Bugün işverenler bu çocukların ne sigortasını yapıyor, ne de sağlıklı yerlerde çalıştırıyor. Belki hepiniz bir takım işletmelerde yönetici pozisyonunda olacaksınız. Piyongo gibi okul bitirmiş olma şansının kaç tane çocuğun okumamışlığına bedel olduğunu düşünerek davranın. Aziz Nesin, "Ben insanlarıma borçluyum. Ben okudum ama bir sürü çocuk okuyamadı.” diye düşünürdü. Siz de, bir meslek sahibi olan herkes, öteki insanlara borçlu. O, çocuklar arasında da çok usta araba tamircileri, tekstilciler çıkacak, ama oyun oynayamama pahasına merdiven altı dediğimiz yerlerde 6 yaşında başlayarak hurdacılık yapmak zorundalar. O, yüzden borçlusunuz.

"YAŞAMA DAHA HEVESLE BAKMANIZI SAĞLAYACAK ŞİİRLER VAR”

Ve sizi soluklandırmak için şiirden başka hiç bir şey yok. O zaman açın kitaplardan birini ve okuyun. Yaşadığınız dünyaya daha hevesle bakmanızı sağlayacak şiirler var. Yoksulluğun da, aşkların da şiirleri yazılır. Şiiri yazılmayacak hiç bir şey yok.”

Söyleşi soru cevap şeklinde devam etti. Şair Sennur Sezer ile öykü ve roman yazarı Adnan Özyalçıner’e çiçek takdim edildi. Yazarlar, gençlerle bir arada olmanın keyifli olduğunu ve çok memnun kaldıklarını belirttiler.

Renginar M.SALİ


YORUM YAP