Basın açıklamasında yer alan ifadeler aynen şöyle; "Hani bir söz vardır; "Buna şeytanın aklı ermez”derler ya… Milli Eğitim’de ortaya çıkan skandal insana bu sözü hatırlatıyor. Milli Eğitim de geçtiğimiz günlerde, görevden alınan okul müdürleri arasında en popüler gündem maddelerinden biri de, Milli Eğitim Yöneticilerinin "yargıya atmak istediği çelme” idi.
Konu kısaca şöyle; Müdürlükte dört yılını dolduran idareciler için yapılan puanlamada; İlçe Milli Eğitim Müdürüğünün etkisi % 60 Okuldaki diğer paydaşların (öğretmen, öğrenci ve veli) ise % 40 idi. Okul Müdürlüğünde 4 yılını dolduranlar için değerlendirme yapılmış ve bu değerlendirme sonucunda okul müdürlerinin çok büyük kısmı yeterli puanı alamamıştı. Konuyu yargıya taşıyan okul müdürleri, okuldan kendisine veli, öğrenci, öğretmenler tarafından yüksek not verilmesine rağmen, ilçeye yeni ataması yapılan ve kendisini hiç tanımayan, ilçe milli eğitim ve şube müdürlerinin özellikle düşük not vererek haklarını gasp ettiklerini iddia etmişlerdi. Bu iddialara dayalı olarak da, Mahkeme müdür le ilgili okuldaki paydaşlarının yaptığı değerlendirmeyi (EK-1) istiyor. İşte,ne olduysa bundan sonra oluyor.
"RESMİ EVRAKTA SAHTECİLİK YAPMIŞLAR”
İdarenin mahkemeye gönderdiği değerlendirme formunda, değerlendirmede bulunan öğretmenlerin olumlu puanları, yani; "evet” lerin " hayır” a dönüştürdüğü belirleniyor. Bu şekilde, çok yaygın bir evrak sahteciliğine imza atılıyor.
"SAHTECİLİĞİN SEBEBİ NE?”
Okul Müdürünün,75 olan yeterli puanın altında kalmasına gerekçe hazırlamak ve yetersiz puanlamanın yalnızca ilçe milli eğitim müdürlüğünce yapılmadığı, okuldaki öğretmen, öğrenci ve veli tarafından da okul müdürüne yetersiz puan verildiğini mahkemeye bildirerek, hakimin konuyla ilgili görüşlerini olumsuz etkilemek olduğunu düşünüyoruz. Yani mahkemeye yanıltıcı bilgi verme ve yargıyı yanıltma girişimi var.
"BAKANLIK İNKAR EDİYOR”
Konuyla ilgili, geçtiğimiz günlerde Zaman Gazetesinin yaptığı bir haber, Milli Eğitim Bakanlığınca derhal yalanlandı.Bakanlık, bütün bunları,ciddiye almaz,önemsemez bir tavır içindedir. Bir takım yazar-çizer takımı da bu tür sıkıntıları küçümseyerek, sanki bakanlığın bilinçli bir şekilde yıpratıldığı gibi bir algı oluşturmanın peşinde görünüyor. Bakanlık,böyle bir sahtekarlığı inkar ediyor,çünkü; personelinin, memurunun böyle bir işe teşebbüs edeceğine inanmıyor, inanamıyor. Ama, yüzlerce mağdur ellerinde belgeler var. Bunlardan biri de, Sendika üyelerimizden Mehmet Ağirsoy. Mehmet Ağirsoy kendisiyle ilgili, 3 öğretmenin yaptığı değerlendirmelerin değiştirildiğine dair, öğretmenlerin İstanbul 7.idare mahkemesine yazılı beyanları var. Öğretmenlerin mahkemeye yazılı dilekçelerinden sonra, Mehmet Ağirsoy, belge tahrifatı ve aleyhinde gelişebilecek olumsuzluklarla ilgili, Başbakanlık ve Milli Eğitim Bakanlığına yazılı olarak şikayette bulunmuş ve ilgililer hakkında yasal işlemlerin yapılmasını istemiştir.
"DEVLETİN BİRİMLERİ ARASINDA GÜVENSİZLİK”
Devletin birimleri arasında güvensizliğe neden olacak böyle bir işlemin MEB Denetçilerince ortaya çıkarılması gerekir. Bunun, nereden, ne şekilde kimler tarafından yapıldığı tarafsız yapılacak bir soruşturma sonucu belirlenecektir. Konunun takipçisi olacağız.”
Haber Merkezi






