A.Ilgaz: Babam hep çocuklar için yazdı

A.Ilgaz: Babam hep çocuklar için yazdı


Hasan Sabriye Gümüş Anadolu Lisesi, "Yazarlar Okullarda” Projesi kapsamında Türk Edebiyatının usta şair ve yazarlarından Rıfat Ilgaz’ın oğlu Aydın Ilgaz’ı ağırladı. Okulun Müdür Yardımcısı ve Felsefe öğretmeni Cem Tan ve Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni İhsan Tevfik’in organizasyonunda düzenlenen söyleşi 30 Nisan 2014 tarihinde İBB Abdülezel Paşa İlk ve Ortaokulu salonunda gerçekleştirildi. Okul Müdürü İsmet Asan, öğretmen ve öğrencilerin katılım sağladığı söyleşi Rıfat Ilgaz, oğlu Aydın Ilgaz’ın yaşam öykülerinin Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni İhsan Tevfik tarafından okunarak ve Hababam Sınıfı filmiden bir bölümle başladı.

ILGAZ: BİR EDEBİYATÇININ YAŞAM ÖYKÜSÜNÜN BİR PARÇASI OLDUM
Aydın Ilgaz, yaptığı konuşmada kendinden, babasından, Türk edebiyatından söz etti ve liselilere önemli tavsiyelerde bulundu. Aydın Ilgaz, şöyle konuştu: "Bir edebiyatçının yaşam öyküsünün bir parçası da ben oldum. Rıfat Ilgaz’ı 4.5 yaşından itibaren izlemeye koyuldum. Babam Karagümrük Ortaokulu’nda Türkçe öğretmeniydi. Annem de Pertevniyal Erkek Lisesi’nde Müdür yardımcısı ve Türkçe öğretmeniydi. İki öğretmen çocuğuydum. İstanbul gecelerinin yavaş yavaş karartma gecelerini yaşıyorduk. İkinci Dünya Savaşı olmuş, Hitler orduları Uzun Köprü’ye kadar dayanmış, Edirne’den İstanbul’a kadar beton tabyalar oluşturulmuş, sığnaklar yapılmıştı. Ekmek karneyle veriliyordu, çünkü Türkiye’de yetişen buğdaylar Alman ordularına gönderiliyor. Şeker yok. Evde soba var, odun yok. Aksaray’da beton kagir bir evde oturuyoruz. Annem, köyden gelen öğrencilerden hediye edilen yumurtayı bana rafadan yedirecek fakat sobaya kömür yok.
İşte o yıllarda Rıfat Ilgaz, okuttuğu öğrencilerin yaşam kavgasını izliyor ve onlardan duygulanarak eskiden ("aylak dönemlerinde”) yazdığı şiirlerin yerine toplumcu ve gerçekçi edebiyatın Nazım’ın dediği gibi önde gelen şairlerinden oluyor. Rıfat Ilgaz, "Çocuklarım” adlı şiirinde şöyle diyor:”
Yoklama defterinden tanımadım sizi,
Benim haylaz çocuklarım
Sınıfın en devamsızını
Bir sinema dönüşü tanıdım
Koltuğunda satılmamış gazeteler
Dumanlı bir salonda
Kendime göre karsılarken aksamı
Nane sekeri uzattı en tembeliniz
Götürmek istedi küfesinde
Elimdeki ıspanak demetini
En dalgını sınıfın
Çoğunuz semtine uğramaz oldu okulun
Palto ayakkabı yüzünden
Kiminiz limon satar balık pazarında
Kiminiz Tahtakale'de çaycılık eder
Biz inceleye duralım aç tavuk hesabi
Tereyağındaki vitamini
Kalorisini taze yumurtanın
Karşılıklı neler öğrenmedik sınıfta
Çevresini ölçtük dünyanın
Hesapladık yıldızların uzaklığını
Orta Asya'dan konuştuk
Laf kıtlığında
Birlikte neler düşünmedik
Burnumuzun dibindekini görmeden
Bulutlara mi karışmadık
Güz rüzgarlarında dökülmüş
Hasta yapraklara mi üzülmedik
Serçelere mi acımadık kış günlerinde
Kendimizi unutarak

İşte bunları şiir diye yazarken öğrencilerinin paltosuz, ayakkabısız olduğunu ve bu yüzden okula gelemediğini bilen bir öğretmendi.

"30 SENE SONRA DA ÇOCUKLARIN YAŞAM TARZI DEĞİŞMEDİ”
Ben yıllar sonra Amerika’dan İstanbul’a geldiğimde 60 ihtilali sonrasında, askerlik yerine köy okullarında öğretmenlik yaptığımda, o çocuklar hala aynı durumdaydı. Yıkanamamaktan dolayı kafalarında kepek oluştuğunu gördüm. Türkiye’deki eğitim sistemiyle birlikte yaşam tarzının da 30 sene sonra değişmediğini gördüm. Bu beni çok duygulandırdı. Suriye sınırana yakın olan köye geçenlerde yine gittim. Elektrik gelmiş, ama çocuklar yine lağım suların bol olduğu yerlerde dolaşıyor. Savaş oraya gelmiş.

"BABAM HEP ÇOCUKLAR İÇİN YAZDI”
Bugün Türkiye’de eğitim sistemi değişmedikçe Rıfat Ilgaz’ın "Sınıf” adlı şiir kitabı geçerliliğini korur. "Hababam Sınfı”nı yarattı. Hep çocuklar için yazdı. Bir şiirinde şöyle der: "Hayatta iki iş yaptık köklüce; biri çocukları okutmaktı, diğeri de yazdığımı çocuklara okutmak.” Öğretmenliğin ne kadar kutsal bir meslek olduğunu gezdiğim okullarda hep hissettim, çünkü annem de sabahlara kadar öğrencilerinin komkpozisyonlarını okurdu.

TÜRKAN SAYLAN ANILDI
Bir öğrencisi yıllar sonra bana ders verdi. Sonra büyüdü, Türkiye’nin eğitim sorunlarıyla uğraşan bir abla oldu. Babamın bana vasiyeti üzerine 2001 yılında o ablaya ödül verdik. Sonra kanser aldı götürdü. Adı Türkan Saylan’dı. Vatansever, yurtsever bir insandı.

"OKUTMAK DEĞİL, ÖNEMLİ OLAN EĞİTMEK”
Öğretmenlik, sıradan bir meslek değil. Öğretmen olmak, sadece okutman olmak değil. Aslında Milli Eğitim’e bağlı okulların okutmak üzerine değil, eğitmek üzerine bağlı olduğunu vurgulamak lazım. Okutmakla birçok şey okunabilir, ama eğitmek hele bu günün Türkiye’sinde çok önemli birşey olduğunu görüyorum.

"ÖNCE DOĞAYI, SONRA İNSANI SEVECEĞİZ”
Eğitmeyi ben Amerika’da gördüm. Kızılderili reisi oldum. Çocuk kamplarında eğitimden geçtim. Doğanın öneminin farkına vardım. Siyaset hep herşeyi farklı anlatır. Benim de sözümdür; siyaset pastanın üstündeki süsüdür, pastanın dilimleriyse işin ticaretidir. İnsanlara öğretilmesi gereken ise, önce doğayı sevmek, sonra doğada yaşayan bir canlıyı yani insanı orada yaşayan havanlarla beraber sevmek.
Dolayısıyla Amerika’da Kızılderili reisi olarak yaşamımın 7 senesi onlarla birlikte aldığım eğitimlerle geçti. İnsan olarak doğada nasıl yaşanması gerektiğini öğrendim.

"GENÇLER, DOĞANIZA SAHİP ÇIKIN Kİ ÇOCUKLARINIZA İYİ BİR GELECEK BIRAKABİLİN”
İnsan, bir hayvan kadar eğitilmediği için tüketeceğinden çok herşeyin büyünü istediği için savaşlar durmuyor. O, yüzden birbirimizin bahçesinde gözümüz var. Şu küçücük dünyada adam gibi kalsak, havasını suyunu kirletmesek... Gökdelenler yükseldikçe inanın ki o beton binalardan içeri hava girmeyecek. Kimyevi değişiklikler olacak, hava o kadar ısınacak ki beton binalarda bunaldığımız gibi şehirlerin iklimi de değişecek. Benim çocukluğumun çocukluğunu siz yaşamayacaksınız. Doğanıza sahip çıkın ki gelecekte çocuklarınızın rahat yaşayacağı, suya, havaya para veremeyeceği bir ülke bırakın. Bir kızılderili kadar doğanızı ve vatanınızı sevin.

ILGAZ’IN SON ŞİİRİ
Babamın ölümüden sonra "Son Şiirim” adlı eserini buldum. 1991 yılında yazmış. 1993 yılında da vefat etti. Şöyle diyor; "

"Elim birine değsin,
Isıtayım üşüdüyse
Boşa gitmesin son sıcaklığım!”

İşte ben de onun sıcaklığını size getirmek için buradayım. Onun sıcaklığı boşa gitmesin diye sevgili öğretmenleriniz ve müdürünüz sayesinde birlikte olduk. Öncelikle onlara çok teşekkür ediyorum.”
Söyleşi, soru ve cevap şeklinde devam etti. Aydın Ilgaz, liseli öğrencilere öğretmenlerinden en iyi şekilde faydalanarak, eğitimlerini tamamlamalarını ve geleceğe çok iyi hazırlanmaları yönünde tavsiyelerde bulundu. Okul Müdürü İsmet Asan, Aydın Ilgaz’a çiçek takdim etti. Söyleşi, kitapların imzalanmasıyla son buldu.

Renginar M.SALİ

YORUM YAP