XXXXX

To Krasi Tis Ortakoi

Cuma günü nokta koyduğumuz yerden devam edelim...
Anne tarafım Ortaköylü... Çocukluğumun bir kısmı da, yaz aylarında tatile gidip uzun uzun kaldığım, Ortaköy'ün bağlarında geçti... Bağ dediğime bakmayın, eskiden üzüm yetiştirilen, adı da “bağlar” olarak kalan, o zaman da, şimdi de, üzümün “ü” sü bulunmayan yerler...

Oysa Ortaköy, eskiden üzüm yetiştirilen, o üzümlerden şarap üretilen bir yerdi... Sadece Rumların yaşadığı zamanda değil, mübadele sonrasında da... Kaldı ki, üzümcülük ve şarapçılık, dahası o bereketli üzüm bağları da, mübadillere Rumlardan miras kalmıştı...

Halen tek-tük, senede üç-beş şişe, kendilerine yetecek, yetmeyi de bırakın, biraz anıları tazeleyip, biraz “hobisini” tatmin edecek, biraz “geleneği” yerine getirmiş olacak, biraz nefsini köreltecek kadar şarap imal edenler var... Üzümler Ortaköy bağlarında yetişmiş değil ama olsun... CHP Ortaköy Mahalle Temsilcisi İbrahim Çeşmecioğlu, bu geleneği sürdürenlerden biri... Kendisine yaptığı bir kaç şişeden birini bana hediye etti, bayıldım...

Peki Ortaköy'de, üzümcülük, bağcılık ve dolayısıyla şarapçılık neden eski günlerine dönmesin?

Cuma günkü yazıda dedik ya, ne iklimimiz, ne toprağımız Fransa'nın güney kıyılarına benzemiyor, ne de benzese bile, bizim Kalecik Karası'ndan bir “Petrus” yaratacak vizyonumuz yok ama, ülkemizdeki “orta halli” sofralık şarapların çıtası belliyken, hele “ev yapımı şarap” kültürü, markası, etiketi, şişesi, fiyatıyla bolca makyajlanmış şaraplarla kategorize edilemeyecek bir bohemlik ve bir elitlik içerirken, bir “Ortaköy Şarabı” da haydi haydi rağbet görür, iş yapar...

Üstelik, “alıcısı” da büyük oranda hazır, hem de “şişe şişe”, hani tabir-i caizse “küfeyle” alacaklarına eminim...

Bizim Ortaköy'ümüzün eski sakinlerinden, daha doğrusu onların çocuklarından, torunların bahsediyorum...

Son zamanlarda ilişkilerimiz gayet iyi, sık sık “baba ocaklarına” gelir oldular...  (Bu toprakların en az bizim kadar, “onların” da olduğundan falan bahsetsem şimdi, çarşı pazar karışır, en iyisi konuyu dağıtmamak...)

Devamı 18 Nisan 2011 tarihli Hürhaber Gazetesi'nde

YORUM YAP