Mehmet Keleş: ‘Şehir rantını nasıl oluştururuz’un peşine düşmeliyiz

Mehmet Keleş: ‘Şehir rantını nasıl oluştururuz’un peşine düşmeliyiz

13.11.2020 09:34:58

“Şahsi ikbal temennilerinden ve şahsi ranttan vazgeçip, ‘şehir rantını nasıl oluştururuz'un peşine düşmeliyiz. Ancak, bu sayede Silivri'de yaşayan halk gerçekten mutlu olabilir. Silivri bunun için çok müsait bir coğrafya. Silivri'de yaşayan herkesin refah seviyesi çok daha yüksek olabilir. Bunu oluşturmak yerel yönetimlerin ve büyükşehir belediyesinin elinde” diyen Keleş, “Herkes, şahsi ve siyasi ikballerini ve menfaatlerini bir kenara bırakıp, popülist söylemlerden ve tahammülsüzlüklerden uzaklaşıp, gerçekten Silivri'nin ve Silivrililerin refahı için el ele verdiğinde her şey çok güzel olacak” şeklinde konuştu.
Muhalefetin meclis dışındaki seslerinden biri olmaya kararlı, CHP'nin izlediği politikaları da eleştirmekten çekinmeyen Mehmet Keleş ile siyasete, iktidara bakış açısını değerlendirdik.
Sevginar SALİ: Kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
Mehmet KELEŞ: 1987 yılında Altındağ'da dünyaya geldim ve aslen Kastamonuluyum. Annem ve babam emekli öğretmendir. 3 çocuğu olan orta gelirli bir ailenin 2. çocuğuyum. 2015 yılında hem meslektaşım, hem de okul arkadaşım olan Belma ile evlendim. Bir kızım ve bir oğlum var. Silivri'de avukatlık mesleğimi icra etmekteyim. Bunun yanında birçok sosyal alanda ve sivil toplum kuruluşunda da çalışmalar yürütüyorum.
Genç Hukukçular Birliği Derneği, Genç Beyinler Topluluğu, Kastamonulular Dayanışma Derneği, Hayvanları Koruma Kurtarma Ve Yaşatma Derneği, Silivri Rotary Kulübü, TEMA Vakfı Silivri Temsilciliği'nde üyeliğim bulunmakta.
2010-2012 yılları arasında Genç Hukukçular Birliği Derneği Başkanlığı görevini yürüttüm. 2010-2014 yılları arasında Hukuk Cephesi dergisinde yazarlık yaptım.
2011 yılından beri Cumhuriyet Halk Partisi Seçim ve Hukuk İşleri biriminde görev almaktayım ve 2016 yılından beri de Cumhuriyet Halk Partisi Silivri İlçe Örgütünde üye olarak çalışmaktayım.
“EŞİTLİK VE ADALETİ SAĞLAMAK
İÇİN SİYASETİ TERCİH ETTİM”
Sevginar SALİ: Siyaset tutkunuz nereden geliyor?
Mehmet KELEŞ: Kendimi bildim bileli siyasetin içindeyim. Annem ve babam öğretmendi. Onlar devlet memuruydu ve hiçbir zaman siyasetin içinde olmamı istemediler. Yani, siyasi bir aileden gelmiyorum. Ancak ben hiçbir zaman ülke sorunlarına ve siyasete kayıtsız kalamadım.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün “Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerdeki cephenin suskunluğudur'' sözü beni bu konuda kamçılayan ve siyasete girmemin, yani suskunluğu benimsemememin tetikleyicisidir.
Devamında ise aldığım hukuk eğitimi, ülkemizde yaşanan sorunları daha net bir şekilde görmemi sağladı ve daha çok daha yüksek sesle bağırmam gerektiğini, kitleleri harekete geçirmem gerektiğini anladım. Ülkemizde dar ve orta gelirli insanların seslerini duyurması, sorunlarını çözüme kavuşturması her zaman zor olmuştur. Ben de yaşadığım çevrede orta gelirli bir ailenin çocuğu olarak bu durumdan sıkça nasibimi aldım. Bugün tüm Türkiye'de olduğu gibi Silivri'de de yaşayan insanların çoğunluğunu dar ve orta gelirli insanlar oluşturmaktadır. Bu nedenle, ben de Silivri'de yaşayan ve bu sorunları iyi bilen ve Silivri'yi çok seven bir kişi olarak, herkesin hayatına dokunabilmek, her kesimden insanın yaşam standartlarını ve seviyesini arttırmak, Silivri'de yaşayan halk arasında eşitlik ve adaleti sağlamak için siyasetle ilgilenmeyi tercih ettim.
“SİLİVRİ'NİN ÖNCELİKLİ SORUNU RANT KAVGALARINA KURBAN
EDİLMEYE ÇALIŞILMASIDIR”
Sevginar SALİ: Silivri'de gözlemlediğiniz eksiklikler neler?
Mehmet KELEŞ: Bugün baktığımızda Silivri İstanbul'un en hızlı büyüyen ve gelişen ilçelerinden biridir. Bu da bir takım sorunları beraberinde getirmektedir. Silivri'nin öncelikli sorunu rant kavgalarına kurban edilmeye çalışılmasıdır.
Anayasamızın 2. Maddesinde şu husus belirtilmiştir: “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.''
“Demokratik, sosyal, hukuk” devletlerinde yasama, yürütme ve yargı denetimsiz değildir. Hesap verebilirlilik esastır. Demokratik sosyal hukuk devletlerinde her alan kendi faaliyetlerinden dolayı denetlenir ve yaptıklarından sorumlu tutulur.
“YEREL YÖNETİMLER
ŞEFFAF OLMALI”
Bu nedenledir ki, Yerel Yönetimlerin de şeffaf, hesap verebilir ve sürekli denetlenebilir olması gerekmektedir. Bazı siyasilerin “biz şehir rantını adilane şekilde dağıtıyoruz ve tüm halkın faydalanması için hizmet yaratmaya çalışıyoruz” söylemlerinin ardına saklandığını görüyorum. Ancak, biz Silivri halkı olarak biliyoruz ki, şuanda yaratılan rant şehir rantı değildir.
“ “BAŞKANLIK OLURU” TABİRİNİ KABUL EDEMİYORUM”
Maalesef ki, İmar Mevzuatı ve İmar Yönetmeliği'nin içi çok boş. Yasa koyucu bir çerçeve çizmiş ama içini doldurmamış maalesef. Bugün yaşadığımız deprem ve kentleşme sorununun temeli de bu durumdan kaynaklanmaktadır. Mevzuat açık olmalıdır. Mevzuatta çizilmeyen sınırlar yönetmeliklerle açıkça belirlenmelidir. İmar Mevzuatında “Başkanlık oluru” diye bir tabiri bir hukukçu olarak kabul edemiyorum. Bu kelime işte birçok rantın kapısını aralamaktadır. Başkanlık oluru tabiri kaldırılmalıdır.
Örneğin, bir yapı yapıyorsunuz, altına iş yeri yapmak istiyorsunuz. Bunu ancak Başkanlık oluru olması halinde yapabiliyorsunuz. Bu alanın hangi caddeye cephe olabileceğini, yahut tüm cephelerde de bu kısmın oluşturulabileceğini Belediye Başkanlığı belirliyor. Yani Belediye Başkanı size yapabilirsin der ise bunu yapabiliyorsunuz, onaylamaz ise yapamıyorsunuz. İşte sorun burada ortaya çıkıyor. Büyük müteahhitler büyük bağışlamalar yapabiliyor bu oluru almak için.
Ancak, orta gelirli bir kişi zar zor kendisine bir arsa almış üzerine tüm yaşamı boyunca biriktirdikleri ile de bir yapı yapmaya çalışmış, siz bu insanları bağışa zorlayamazsınız. Çöp kamyonu bağışlamazsan bu işini yapmam diyerek zorla bağış alamazsınız. Bunu yaptığınızda şehir rantı oluşturmuyorsunuz. Kaldı ki, bu durum işin görünen kısmı. Bu işin bir de görünmeyen kısmı var tabi. Sizler de bunu okuyan, dinleyen halk da eminim dağın görünmeyen yüzünü anlamıştır.
“HALKIN OYUYLA SEÇİLMİŞ KİMSENİN RAHAT UYUMAMASI GEREKİR”
Bizim hukukçu olmamız vesilesiyle ve siyasete, yerel yönetimlere olan ilgimizden dolayı birçok konuya vakıf olabiliyoruz. Ancak, konuya farklı açılarla bakan insanlar maalesef siyasi popülist söylemlere kanıyorlar. Ve şundan emin olun ki, az önce açıkladığım “Başkanlık oluru” tabiri işin sadece bir yüzü. Maalesef göz yumulan, görmezlikten gelinen başka birçok durumda mevcut. Şikayet dilekçelerimi elbette hazırlıyorum bu hususlar ile ilgili olarak. Herkes şundan emin olsun ki, meclis bu denetimleri yapsın yahut yapmasın, ben Silivri de yaşayan bir vatandaş olarak mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim. Hiç kimse nasılsa meclis çoğunluğumuz var diyerek rahat uyumasın. Kaldı ki, halk adına görev yapan, halkın oyuyla seçilmiş hiç kimsenin rahat uyumaması gerekir, zira Belediyenin kasası halkın kasasıdır. Her kuruşunda burada yaşayan, buradan gelen, geçen vatandaşın hakkı vardır.
“ŞEHİR RANTINI NASIL OLUŞTURURUZUN PEŞİNE DÜŞMELİYİZ”
Bunun için, eşitlik ve adalet üzerine kurulu bir yapıyla işlerimizi yürütmeliyiz. Şahsi ikbal temennilerinden ve şahsi ranttan vazgeçip, şehir rantını nasıl oluştururuzun peşine düşmeliyiz. Ancak, bu sayede Silivri'de yaşayan halk gerçekten mutlu olabilir. Silivri bunun için çok müsait bir coğrafya. Silivri de yaşayan herkesin refah seviyesi çok daha yüksek olabilir. Bunu oluşturmak yerel yönetimlerin ve büyükşehir belediyesinin elinde. Herkes, şahsi ve siyasi ikballerini ve menfaatlerini bir kenara bırakıp, popülist söylemlerden ve tahammülsüzlüklerden uzaklaşıp, gerçekten Silivri'nin ve Silivri'lilerin refahı için el ele verdiğinde her şey çok güzel olacak.
“İLETİŞİM VE ULAŞIM SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN ADIMLAR ATILMALI”
Sevginar SALİ: Neler yapılabilir peki? Sizin ne gibi önerileriniz var?
Mehmet KELEŞ: İletişim ve ulaşım sorunlarını çözmek için acil adımlar atılmalıdır. Silivri halkının yerel yönetime ve hizmetlere en hızlı ve kolay şekilde nasıl ulaşabileceği üzerinde çalışmalara başlanmalıdır. İnsanların seslerini duyurabilmesi sorunlarını kurumlara aktarabilmesi, sorunlarına etkin ve hızlı çözümler bulabilmesi bu kadar zor olmamalıdır. Silivri Belediyesinin halkla iletişimini arttırması gerekmektedir. Belediyenin ve Belediye hizmetlerinin insanlarının tabiri caizse evinin içine girmesi gerektiğini, bu nedenle de, iletişim ofislerinin arttırılması ve daha fazla insanın ulaştığı ofislerin kurulması gerektiğini düşünüyorum.
“BİR ÖNCE ŞEHİR PLANLAMASINA BAŞLAMALIYIZ”
Silivri artık gördüğümüz üzere tek merkeze sığmamakta. Silivri'nin iki yakası birleştirilmeli ve yeni merkezler oluşturulmalıdır. Silivri giderek büyüyen bir yer. Nüfus artışı inanılmaz şekilde hızlı gerçekleşiyor. Bazen trafik öyle sıkışıyor ki işten eve itmek 30 ila 45dk. sürüyor. Yeni Mahallenin bugün nüfusu yaklaşık 39.000, hakeza Alibey, Piri Mehmet Paşa ve Mimar Sinan Mahallelerinin nüfusu toplamı da yaklaşık 46.000 dolaylarında. Yani Silivri nüfusunun yaklaşık 1/2'si bu üç mahallede yer alıyor ve ulaşım bu mahalleler arası geçişin yoğunluğu nedeniyle kilitleniyor. Bundan 10 yıl sonra çok daha çekilmez bir hal alacak. Bu yüzden şehir planlamasının yapılması gerekiyor. Maalesef ülkemizde önce yapı yapılıyor sonra alt yapı çalışması başlıyor. Halbuki, önce yapı yapılacak alanlar belirlenmeli, alt yapı oluşturulmalı ve sonrasında buna uygun yapılar inşa edilmelidir. Bugün hala baktığınızda yolu olmayan, aydınlatması bulunmayan binalar var. Bunu düzeltmek için de geç kalmış sayılmayız. Geri dönülemez noktaya gelmeden, bir önce şehir planlamasına başlamalıyız.
“KURULACAK AŞ EVİ...”
Yine, Silivri'de aş evinin ve barınma evinin olmasını çok istediğimi meclis üyesi adaylığım sürecinde de ifade etmiştim. Silivri'ye bugün aş evinin yapılması güzel bir gelişme elbette. Ancak, az önce ifade ettiğim zorlamalardan ve rant taleplerinden vazgeçerek bu işleri yapmalıyız.
Belediyenin yaptığı duyurulan aş evini yine öğreniyoruz ki bir iş insanı yapmakta ve yapının yapılmasından, kaynağın sağlanmasına kadar tüm yükümlülük iş insanına yüklenmiş durumda. Ben yine iyi niyetli düşünmek ve az önce açıkladığım durumlardan uzak kalarak bu projenin gerçekleştiğini görmek istiyorum. Umarım bu şekilde gerçekleşir. Bunun detaylarını hep birlikte göreceğiz ve takip edeceğiz. Naçizane tavsiyem şu yönde olacaktır; kurulacak aş evi dört duvar içine iki tencere yemek koyup oluşturulacak bir merkez şeklinde olmamalıdır.
Burada amaçlanan hedefin, toplumsal dayanışmanın arttırılması, sosyalleşmenin yaygınlaşması, insanların hayatlarına dokunulabilecek bir yer olmalı. Toplumsal dayanışmayı unutmaya başladığımız, herkesin kendi derdine düştüğü bugünler de, Silivri'de bu ruh insanlara tekrar kazandırılmalı. Ve pek tabi, İstanbul depremi gibi bir gerçekte gözümüzün önünde dururken, bu deprem gerçekleştiğinde de gerekli işlevini yerine getirebilmesi.
“TÜRAM GEÇMİŞ VİZYONUNDAN KOPARMIŞ DURUMDADIR”
Öte yandan, Belediyenin geçmiş dönem tarım politikasını bir ileriye taşımaya çalışmak için gayret etmesi gerekmektedir. Günümüzde Silivri Belediyesi TÜRAM'ı geçmiş vizyonundan koparmış durumdadır. Bugün baktığımda TÜRAM'a yalnızca arpa buğday ekildiğini görüyorum. Bunların ekilmesinin yanlış olduğunu söylemiyorum. Bu söylemim yanlış anlaşılmasın. Bu da yapılmalı elbette. Ancak, Silivri'de bunun yapılabileceği birçok alan mevcutken, bunun TÜRAM'da yapılmasının vizyonuna uygun olmadığını söylüyorum. Silivri'nin yüzölçümü yaklaşık 760 km²'dir. Bu alan tarım arazileriyle birlikte 860 km²'dir. TÜRAM da bu geniş alanın yalnızca 255.000 m2lik alanına kurulmuştur. TÜRAM'da alternatif bitki yetiştiriciliğine yönelik araştırmalar yapıp bölge çiftçimizin topraktan daha fazla yararlanma ve emeğin karşılığında daha çok kazanmasına aracılık edecek, kozmetik sanayinde, ilaç sanayinde kullanılan bitki yetiştiriciliğine dair çalışmalar yapılmalıdır. Vizyonuna uygun hareket edilmeli ve bu yönde gelişmesi sağlanmalıdır.
“TURİZM AÇILIMI GEREKLİ”
Silivri'nin Marmara Denizi'ne kıyılarının uzunluğu yaklaşık 45 km'dir. Bunun iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna uygun sahil ve kumsal düzenlemeleri yapılmalı ve ilçenin tüm beldeleriyle birlikte turizme açılması için gerekli girişimlerde bulunulmalıdır. Yatırımcılar bunun için teşvik edilmelidir.
“SİLİVRİ'NİN ORMANLARINI KORUMALI VE DAHA FAZLA YEŞİL
ALAN OLUŞTURMALIYIZ”
Silivri'de 27.453 hektar ormanlık alan bulunmaktadır. Henüz yok olmamış ormanlarımız var. Henüz diyorum çünkü her gün daha fazla orman yok olmakta. Özellikle kum ocakları ormanlarımızı mahvetmekte. Bizler bunlara dur demeliyiz. Silivri'nin ciğerlerini sökmektedirler. Kontrolsüz yapılan patlamalar neticesinde (ki bu patlamalar deprem etkisi yaratmaktadır) bir çok vatandaşın evinde çatlaklar oluşmuştur. Ağaçların kuruduğu, bitkilerin yok olduğu açıkça gözlenmektedir. Orman alanı azaldıkça da yağışlarda sel ve su baskını, toprak kaybı da o oranda hızlı bir şekilde artmaktadır. Kesilen ağaçların yerine yenisini dikmeniz mümkün değil ama velev ki diktiniz ve toprağı kurtarmayı başardınız, bu halde de bu bitki örtüsünün ve ağaçların yerine yenisinin yetişmesi için 30 ila 50 yıl arasında bir zaman gerekmektedir. Silivri'nin ormanlarını korumalı ve daha fazla yeşil alan oluşturmalıyız.
“TARİHİ VE KÜLTÜREL DOKU
ORTAYA ÇIKARTILMALI”
Silivri'nin tarihi ve kültürel dokusu da ortaya çıkartılmalıdır. Silivri'nin, Recep Kaptan Çeşmesi, Pazın Kilisesi, Germiyan Rum Kilisesi, Silivri Fatih Cami, Selimpaşa Tarihi Evleri, Fener Kilisesi, Seymen Eski Cami, Yoğurthane Binaları, Meryem Ana Kilisesi, Silivri Kalesi, Mimar Sinan Köprüsü vb. daha sayamadığım bir çok tarihi dokusu mevcut. Bunların ortaya çıkarılması gerekmektedir.
Biz çok şanslı bir ilçeyiz. İstanbul'un ve hatta Türkiye'nin en şanslı ilçesiyiz. Çünkü her türlü zenginliğe sahibiz. Bu saydıklarımın hepsini bir arada bulabileceğiniz başka bir yer yok. Silivri'nin her yerinin, dolaştığınız sokakların, geçtiğiniz caddelerin, yürüdüğünüz sahilin ağaçlarla çevrili olduğunu, ağaç dallarının birbiri ile kucaklaştığı yürüyüş yollarında gezdiğinizi hayal edin. İşte ben, Silivri'nin böyle anılmasını istiyorum. Silivri denince insanların aklına ‘'mavinin yeşille kucaklaştığı o tarihi alanların gün yüzüne çıktığı, denizinin berrak, ormanlarının korunduğu, kültürel faaliyetlerin bitmediği yer mi'' sorusunun gelmesini istiyorum.
“SİLİVRİ TÜRKİYE'NİN GÖZ BEBEĞİ OLABİLECEK BİR YER”
Şehir rantı ancak bu şekilde ortaya çıkartılabilir ve yükseltilebilir. Silivri insanları şehir rantının bu şekilde dağıtılması ile ancak istenilen refah seviyesine ulaşabilir. İnanın Alaçatı'dan, Çeşme'den, Kaş'tan çok daha iyi bizim ilçemiz. Ancak, Silivri'mizin kıymetini ortaya çıkaramadığımız için insanlar akın akın bu yerlere gidiyorlar. Hâlbuki Silivri Türkiye'nin göz bebeği olabilecek bir yer. Bir an önce Kültür Ve Turizm Ofisi kurup bu alanda çalışmalar yürütmeliyiz.
“SİLİVRİ'DE YEREL YÖNETİMLERE ÇOK FAZLA İŞ DÜŞÜYOR”
Tüm bunların yanında yine Silivri'de yerel yönetimlere çok fazla iş düşüyor. Devletin teşvik ve kredi desteği gerçek üreticiyi kapsamıyor. Bankalarla yapılan anlaşmalarla daha uygun faiz ve vade de çiftçi kredilerinin verilmesi sağlanmalı ve faiz desteğinde bulunmamız gerektiğini düşünüyorum. Yahut, bunun gibi üreticiyi destekleyici farklı projeler ortaya koymamız gerekiyor. Yakın zamanda Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin bir projesi vardı. Hadi Gel Köyümüze Destek Verelim Projesi. Ulusal basında da geniş yer buldu. Bu proje ile kırsalda yaşayan düşük gelirli ailelere istihdam ile köyden kente göçün önlenmesine katkı sağlamak ve bölgedeki koyun varlığını artırmak, damızlık fazlası olan yerli üreticilerden yeni işletmeler için hayvanlarını değer fiyatında satın alarak ekonomiye destek vermek için, köyde ikamet eden ve maddi imkânsızlıktan dolayı sürüsünü büyütemeyen veya yetiştiriciliğe devam edecek sayıda küçükbaş hayvanı olmayan yetiştiricilere koyun, keçi ve yem yardımı yapıldı. Bu projeleri neden bizler de gerçekleştirmeyelim.
“EN BÜYÜK EKSİKLERİMİZDEN BİRİSİ DE EĞİTİM VE TEKNOLOJİ
ALANLARININ YETERSİZLİĞİ”
Silivri'nin en büyük eksiklerinden birisi de eğitim ve teknoloji alanlarının yetersizliği, buna önem verilmemesi, bu yönde çalışmalar yürütülmemesidir. Silivri'de eğitim ve teknoloji alanları oluşturulması gerekiyor. Çocukların ve gençlerin faydalanabileceği, eğitim görebileceği teknoparkların ve bilgisayar laboratuvarlarının kurulması gerekiyor. Bunu da dört duvar arasına kurmamız gerekmiyor.
Tam aksine bu tür laboratuvarlar yeşil alanların içine kurulmalı. Daha doğrusu yeşil alanlar oluşturulmalı ve bu yeşil alanların içinde bu gerekli alanlar kurulmalı. Örneğin, Silivri Belediyesinin Silivri Stadının yerine millet bahçesi yapmak gibi bir düşüncesi var. Ben Silivri Belediyesine farklı bir bakış açısı ile olaya bakmasını öneriyorum. Silivri Stadının yıkılması elbette istediğimiz bir şey değildi. Ancak, madem bu yapıldı yerine gerçekten faydalı bir alan oluşturulsun, bir millet bahçesi yerine Türkiye'ye örnek olacak teknopark ve eğitim alanı kuralım.
“CUMHURİYET MÜZESİ” ÖNERİSİ
Silivri'de bulunan tarihi binalardan bir tanesini yahut tarihi müze olmaya elverişli yapılarımızdan bir tanesini Cumhuriyet tarihi müzesi olarak hazırlayalım. Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Dönemini bazı yazı ve görsellerle daha iyi anlatalım bizden sonra yetişen nesle.
Ülkece zor bir dönemeçten geçiyoruz. Yıpranıyor bazı değerlerimizi kaybediyoruz, unutturuluyor. Eskişehir'de bunun çok güzel bir örneği yapılmış. Bu Cumhuriyet Müzesi'nin turizm alanında da Silivri'ye katkı sağlayacağını düşünüyorum. İnsanların merakla gelip görmek isteyeceği, size gösterdiğim gibi bir resim çektirmek isteyeceği, bu vesile ile de Silivri turizmine destek olacağı inancındayım.
“SUNİ
GÜNDEMLERLE
BOĞUŞUYORUZ”
Burada dile getirmediğim, aynı zamanda hali hazırda tartışılan yapılabilecek pek çok proje mevcut. Biz tüm bunları planlamak, ilçemizin gerçek sorunlarıyla ilgilenmek yerine Belediye meclisinde suni gündemlerle boğuşuyoruz.
Sevginar SALİ: Belediye Meclis tartışmalarındaki sıkıntı ne sizce?
Mehmet KELEŞ: Silivri halkının taleplerinden, ilçenin sorunlarından uzaklaşıyoruz. Ülkenin sorunlarını herhangi bir çözüm önerisi sunmaksızın sırf gündemde olmak yahut dikkatleri başka yöne çekmek amacıyla Silivri Belediyesi Meclisinde görüşüldüğünü görüyoruz. Örneğin, yakın zamanda kadına şiddetle ilgili bildiri yayınladık Silivri Meclisinde. Kadına şiddet elbette ki tüm Türkiye'nin sorunu olduğu gibi Silivri'nin de sorunu. Ancak, somut hiçbir çözüm önerisi sunulmaksızın yapılan ilçenin gündemi dışında ki tüm tartışmaları suni gündem olarak görüyorum. Aynı şekilde talihsiz bir açıklama ile deprem paralarının nerede olduğu sorusuna “Toplu konutlara bak” diyen meclis üyelerimizin beyhude çaba içerisinde olduğunu ifade etmeliyim. Zira, bunlar cambaza bak oyunundan başka bir şey değildir. Bilirsiniz, eskiden her türlü şenlikte, kumpanyada vs. de cambazlar gösteri yaparmış. Seyredenlerin ceplerini boşaltmak için yankesiciler yukarıya bakmayanların yanında durup cambaza bak diye bağırıp cambazı işaret ederlermiş. TBMM'ye getirilen şüpheli kadın ölümlerinin araştırılmasını isteyen önerge AKP ve MHP'li vekillerce reddedildi. Daha yeni, okulların depreme dayanıklılığının artırılması amacıyla MEB bütçesinin 10 milyar TL yükseltilmesi talebine, AKP ve MHP'li milletvekilleri “Hayır” dedi. Dolayısı ile bu beyhude girişimlerin Silivri'ye hiçbir katkısı yoktur.
Ben Silivri'de yaşayan bir vatandaş olarak popülist söylemlerden uzaklaşıp, belediye başkanının ve meclis üyelerinin halkla iç içe, Silivri halkının gerçek sorunlarına yönelmiş, sorunların çözümü için uğraşan birer siyasetçi olmalarını dilerim. Yalnızca fotoğraf çektirmek halkla buluşmak için yeterli değildir. Elbette belediye başkanı haftanın bir günü belediye başkan yardımcıları ve müdürleri ile gerekli inceleme ve denetimleri yapmalıdır. Ancak, bunun haricinde benim naçizane önerim belediye başkanımızın korumalarından ve yanında fotoğraf çekmek, çektirmek için bulunan kalabalık 10 kişilik gruptan uzaklaşıp, halkın içine girmeyi denemesidir. Maalesef, sahilde bu kalabalık grupla gezmek, vatandaşın gerçek sorunlarını öğrenmek için yeterli değildir. Korumaları ve yanında ki kalabalık grup olmadan, kahvehanelerin içine girip, vatandaşla oturup çay içmeli, esnafın iş yerinin içine girip, onun gerçek sorunlarını dinlemeli, dertleşmeli ve buna yönelik çözüm üretmelidir.
“GEÇMİŞ DÖNEMDE PROJİLERİN REKLAMI DOĞRU YAPILAMADI”
Sevginar SALİ: İfade ettiğiniz eleştiriler özellikle sadece son 1,5 yılla sınırlı tutulabilir mi?
Mehmet KELEŞ: Geçmiş dönem yönetiminin tabi ki hataları ve eksikleri oldu. Nitekim de halk bunları gördü ve tercihini bu yönde kullandı. Ama siyaset bir ağlama duvarı değil. O şehrin yönetimine talip olduysanız, o şehrin tüm sorunlarını çözmeye talip olmuşsunuz demektir. Bu anlattıklarım 1.5 yılda yapılamaz mı? Hepsi yapılabilir. Hatta daha fazlası yapılabilir. Geçmiş dönemde yapılmadı mı? Farklı projeler yapıldı.
Bir ürünü yapmanız, o ürünü satmanız için yeterli değil. Ne kadar kaliteli yaparsanız yapın satabilmeniz için iyi bir reklama ve tanıtıma ihtiyacınız var. Geçmiş dönemde bu reklam ve tanıtımın doğru ve güzel bir şekilde yapılamadığını düşünüyorum. “Geçmiş dönemde hiçbir şey yapılmadı” söylemini de kabul etmiyorum. Geçmiş dönemde Silivri'de birçok proje oluşturuldu. TÜRAM, geçmiş dönemin bir vizyon projesiydi. Elbette ki eksikleri ve hataları vardı.
Örneğin Gıda Bankası geçmiş dönemin projesiydi. Topluma fayda sağlamak amacıyla kurulan ve halen daha Silivri Belediyesinin iftiharla sunduğu ve en büyük projelerini oradan yürüttüğü bir alan.
Engelli ve Yaşlı Koordinasyon Merkezi, engelli ve yaşlılarımıza ücretsiz servis hizmeti gibi projeler yapıldı.
“ GEÇMİŞ DÖNEMİN PROJELERİ
ÜZERİNE ARTI DEĞER KATILMADI”
Mevcut yönetim, geçmiş dönemin projelerin üzerine artı bir değer katamadı. Mevcut yönetim ‘Silivri'nin sokaklarını güzelleştiriyoruz' diyerek sadece reklam yapıyor. Volkan bey bu konuya daha fazla önem veriyor. Her hangi bir şey yapmasanız bile reklam ve tanıtımlarda birçok şeyi yapmışsınız gibi görünüyorsunuz. Bu, kötü veya yanlış bir şey değil ama Silivri'ye artı bir değer katmadı.
“‘BEN YAPTIM OLDU' MANTIĞINDAN ZİYADE ESTETİK KAYGI VE ORTAK AKILLA GERÇEKLEŞTİRİLMELİYDİ”
Renklendirme çalışması yapıldı. Bu geçmiş dönem Kentsel Tasarım Müdürlüğü'nün halihazırda ve uygulanması beklenen projesiydi. Bunun için çalışmalar yürütülüyordu. Gerçekleşmesi Volkan beye nasip oldu. Projede renkleri bu şekilde değildi. Volkan bey bizim projemizi maliyetli bulduğu için daha az maliyete daha hızlı yapmak istedi. Belediye Başkanı, ‘ben yaptım oldu' mantığından ziyade estetik kaygısı güderek, danışarak ve ortak fikir ve akılla projeyi gerçekleştirmeliydi. En azından renk geçişleri ve tonları daha uyumlu ve Silivri'nin çevresine uyabilecek şekilde yapılabilirdi. İstanbul'dan gelenler buraya çok farklı bir algıyla bakıyor. Maalesef negatif anlamda Silivri aşağıya çekiliyor.
Belediye, ‘sokakları asfaltlıyoruz' gibi reklamlarda bulunuyor. Daha önce Silivri'nin sokaklarında asfalt yok muydu? Asfaltla yeni mi tanışıyoruz? İnsanlarda böyle soru işaretleri doğuyor. Tabi ki belediye alt yapı yapmalı, asfalt yapmalı, bunları çözmek zorunda. Bunlar belediyenin asli görevlerinden. Silivri Belediyesine bir TL bile borcum yok. Belediyeye tüm yükümlülüklerimi yerine getirmiş bir vatandaş olarak hizmet beklemekteyim. Elbette ki benim geçtiğim yolları asfaltlamalı, alt yapı sorunumuzu çözmeli. Bunları yaparken geçmiş dönemi eleştirmek değil, yaptıklarının üzerine katmalı. Nitekim mecliste bu konu da tartışıldı ama tabi eksik bilgiler verildi ve yeteri kadar cevaplama yapılmadı. En son 2009 yılında AK Parti iktidarında Belediye Başkanı Hüseyin Turan, 100 yıllık bir alt yapı oluşturduğunu beyan etti. Bugün 2020 yılı meclisinde hala alt yapı sorunu tartışılıyor, geçmiş dönem yerel iktidarın da bu soruna eğilmediği söyleniyor. Zaman ziyan oluyor, buna cevap verildiğinde de insanlar bunu yanlış algı olarak kullanabiliyorlar. Her gelen belediye alt yapı sorunuyla ilgilenmez. Alt yapı, şehir planlaması yapılarak oluşturulur. Bu planlamalar çerçevesinde şehrin büyümesi ve gelişmesi sağlanır. Alt yapısı yapıldığı zaman o alt yapıya uygun yapılaşmaya izin verilir. Maalesef 5-10 yılda şişmeler meydana geldi ve yetersizlikler ortaya çıktı. 2009 yılında yapılan alt yapının üzerine geçen dönemki iktidar neden alt yapı yapsın? Neden müteahhitlere para kazandırsın? Neden Silivri halkının parasını buralara harcasın?
Sevginar SALİ: Eleştirileriniz sadece iktidar meclis üyeleri ile sınırlı değil anladığım kadarıyla?
Mehmet KELEŞ: Tüm meclis üyelerini eleştiriyorum. Partimdeki meclis üyelerimi eleştirmeyeceğim diye bir husus söz konusu olamaz. Silivri Belediye Meclisindeki her meclis üyesi halkın oylarıyla seçildi ve ellerinden geleni yapmaları gerekiyor. Hatalarımız varsa onları gidermeliyiz. Eksiklerimiz varsa onları tamamlamalıyız. Halkımızın verdiği muhalefet görevini layıkıyla yerine getirmeliyiz. Bu dönemi iyi değerlendirmeli, eksiklerimiz ve hatalarımızın nerede olduğunu iyi tespit etmeli, bunları tamamlayıp yeni bir vizyon anlayışıyla yolumuza devam etmeli.
“ADAYLIK DEĞİL, SİLİVRİLİ İNSANLARIN MUTLULUĞU VE REFAHI İÇİN...”
Sevginar SALİ: Mehmet Keleş niye bu kadar ilgili siyasetle, yerel yönetimlerle?
Mehmet KELEŞ: Siyasete her zaman tabi ki ilgim var. Bugünkü çalışmalarımı, eleştirilerimi, tavsiyelerimi bir siyasi adaylık olarak düşünmemek gerekir. Her siyasetle ilgilenen kişinin bunu yapması gerektiğini düşünüyorum. Halihazırda bir seçim zaten söz konusu değil.
Bir seçime hazırlanmak için çok erken olduğunu düşünüyorum. Mehmet Keleş olarak Silivri siyasetinin içerisinde şundan dolayı yer alıyorum; orta gelirli bir ailenin ikinci çocuğuyum, annem ve babam öğretmendi, insanların daha mutlu nasıl yaşayabilecekleri, Silivri'nin refah seviyesini daha ileriye nasıl taşınabileceği noktasında daha bir yerde görev almanın, seçilmiş olmanın önemli olmadığını düşünüyorum. Mehmet Keleş olarak da “tuzum kuru” o zaman diğer insanları düşünmeyeyim mantığını doğru bulmuyorum. Yardımlaşma ve toplumsal dayanışma ruhumu bu yüzden kaybettik. Bir görev almıyorsam işte o zaman çalışmıyorum, toplumsal çalışmayı bırakıyorum dendiğini maalesef görüyoruz. Ben bunu yapmıyorum, yapmak istemiyorum. Yalnız CHP'de değil, birçok sivil toplum kuruluşunda üyeliğim ve çalışmalarım mevcut. Aday olmak ve seçilmiş olmak illa çalışmanın tetikleyicisi değil.
“CHP'NİN DİNAMİK BİR İLÇE
BAŞKANINA İHTİYACI VARDI”
Sevginar SALİ: CHP İlçe Başkanı Berker Esen'in çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mehmet KELEŞ: Silivri'nin genç ve dinamik bir ilçe başkanına ihtiyacı vardı. Başkanımız Berker Esen de çalışkan ve özverili birisi. Çalışmalarını bu yönde yürütüyor. Başarılı veya başarısız bulmak için erken bir dönem olduğunu, çalışmalarının gayet iyi yönde gittiğini düşünüyorum.
“İSTANBUL SÜRPRİZ OLMADI”
Sevginar SALİ: Millet İttifakının İstanbul seçimlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mehmet KELEŞ: Millet İttifakı'nın İstanbul seçimlerini kazanması sürpriz olmadı. İnsanlar değişime ihtiyaç duydu. Geçen gün bir profesör şöyle bir açıklama yapmıştı: “Deprem, doğal afetler yoksul halkın sorunu.” Benim de çok katıldığım bir konu. Bir zenginin depremden etkilendiğini görmezsiniz.
İstanbul Türkiye'nin kalbi, nüfusunun dörtte biri. İstanbul demek Türkiye demek. İstanbul'da insanlar artık yoksullaşmış durumda. Evine ekmek götüremeyen insanlar var. İstanbul'un vizyon açısından da değişime ihtiyacı vardı. İnsanlar artık monotonlaşmış, aynı söylemlerde bulunan başkanlardan yorulmuş durumdaydı ve bir değişim istiyordu. Hak ettiği değişimi de buldu. Ekrem Başkan genç ve dinamik, çok gayretli bir belediye başkanı. Beylikdüzü ve Esenyurt karşı karşıya iki yaka. Beylikdüzü'nde yapılan yapılaşma veya doğal yaşam alanlarının, şehre bakış açısının Esenyurt'tan çok farklı olduğunu, vizyon farkının burada başladığını görebilirsiniz.
“İMAMOĞLU BÜYÜK
HİZMETLER GETİRECEK”
Sevginar SALİ: İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu beklentileri karşılayabildi mi sizce?
Mehmet KELEŞ: Ekrem Başkan bu anlayışla İstanbul'a çok büyük hizmetler getirecek. Bunların bir kısmını da Silivri'de olacak.
Keşke insanlar siyasi ikbal ve menfaatlerinden vazgeçip İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisinde de İstanbul halkı için ne yapabiliriz üzerine tartışıp el ele verse. Büyük projelerin gerçekleştirileceğini düşünüyorum.
Her ne kadar Belediye Başkanı Ekrem bey olsa da meclis çoğunluğu şu an Cumhur İttifakı'nda. Bu, karar alma mekanizmasını yavaşlatıyor. Hiçbir karar meclisten geçmiyor.
Silivri Belediye Başkanı da İBB Meclis üyesi. Kendisinin Silivri ve İBB'deki tavrı çok farklı. Orada da Silivri ile birlikte İstanbul'u düşünmesi gerektiğini vurgulamak istiyorum. Bunu düşünerek siyasi söylemlerden, menfaatlerden vazgeçip İstanbul halkı için el ele verip çalışmaların yürütülmesi gerektiğini düşünüyorum.
“HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK”
Sevginar SALİ: Son olarak ne söylemek istersiniz?
Mehmet KELEŞ: Bir gün mutlaka ama mutlaka Silivri ve Silivri halkı hak ettiği değeri bulacak ve o gün her şey çok güzel olacak.


YORUM YAP